31 Ocak 2013 Perşembe

Muhteşem Yüzyıl 84. Bölümde Neler Oldu? (30/01/2013)


Geçen bölümd Şah Sultan Hürrem'e ben kolay lokma değilim mesajı vermişti. Zaten icraatlarından bunu anladık. Şah Sultan'ın da kendi tarafında olmadığını anlayan Hürrem, savaş kılıçlarını kuşandı. Pargalının ölümü nedeniyle Hatice Sultanı üzmemek adına bayram eğlencesi düzenlemekten vazgeçmişti, ancak Şah Sultan'ın kendi kocasını kubbe veziri yapmasından sonra bayram eğlencesi düzenlemeye karar verdi. Bunu duyan Hatice Sultan gitti sarayı bastı. Hürrem'e bir sürü hakaret etti. Mihrimah da dayanamadı ve validemle böyle konuşamazsınız dedi. Halasına karşı geldi! Hürrem çakması Şah Sultan ise eğlenceden haberdar olunca, gayet mantıklı bişey yaptı ve Süleyman'a gidip gel birlikte benim oğluma bakalım sizi özledi diyip, onu hareme doğru çekti ki kendisi ispiyoncu olmasın padişah kendi gözleriyle görsün diye. Tam Hatice Hürrem'e esip gürlüyordu ki Süleyman girdi içeri ve Hatice'ye sarayına dön dedi, ben izin verdim dedi. Şok şok şok! Heydi gidi koca sultan sen bu hallere düşücek adam mıydın? Hatice bi bozuldu ki herkesin içinde. Cümle alem de şahit oldu Hürrem'in gücüne. 

Tabi hemen arkasından intikam planları başladı. Pargalının 40'ı çıkmadan Hürremi öldürmeyi planladılar ve bu iş için Mahidevran'ın Manisadan getirdiği erkek çocuğu saçlı kızı kullanmaya karar verdiler. Nitekim Pargalının 40 mevlütünün olduğu gün kıza talimat verdiler. Hürrem hamamda yıkanırken kız 2 kişinin boğazını kesti, Hürrem ve Hürrem'i yıkayan kız kaldı sadece hamamda. Tam onların arkasında elinde bıçakla beklerken dizi bitti..

Mihrimahla bayık sevgilisi Taşlıcalı aşkı sona erdi. Mahidevran Taşlıcalıyı çekti kenara, ya Mihrimah'tan ayrılıp bizimle Manisa'ya gelirsin ya da burda kalırsın, tercihini yap dedi. Taşlıcalı da Mihrimahtan ayrıldı. Mihrimah çok üzgün, ağladı zırladı. Hürrem'de kızıyla dertleşmeye yanına gittiğinde Mihrimah herşeyi anlattı. Hürrem'in çocukla konuştuğunu sanıyormuş ama aslında öyle olmadığını çocuğun kendi iradesi olduğunu anlayınca daha da hırslandı. Artık annesi kimle evlen derse onla evlenir. ( Zaten Rüstem Paşayla evlenmesi gerekiyor).

Şehzade Mustafa da Mahidevranla birlikte Saraydan ayrıldı. Koruyu kollayıcı abi modundaydı. Zaten tarihte de çok sevilen hırsları olmayan biri olarak biliniyormuş.

Bali Bey süpriz şekilde diziye geri döndü ama kalıcı mıdır bilemem. Kanuniye suikast haberi almış, payitahta gelmiş. Mihrimah küçükken pek bir aşıktı kendisine. Karşılaşınca çok mutlu oldu. Biri gitti biri geldi yani:P Rüstem Paşa bildiğiniz gibi kubbe veziri olamayınca Hürrem başka yollar aramaya başladı. Ayaz Paşa Hürem'in bu hallerinden çok rahatsız ama bir şekilde kaptırdı paçayı kurtulamıyor. Hürrem Rüstemin inatla Divana girmesini istediğini Ayaz Paşaya söyledi, o da başka bir yol önerdi. Rüstem önce Diyarnbakır Valisi oldu. İlerleyen zamanda Divan'a girmesi için bir adım ilerlemiş oldu yani. 


Bu arada ilginç bir olay yaşandı. Şah Sultan Hürremi içten yıkma konusunda gayet kararlı. Rüstemle gizli bir görüşme yaptı ve artık benim için çalışıcaksın dedi. Asıl bomba Rüstem'in buna hayır dememesi oldu, ama hiç birşey de demedi. Bakalım neler olucak?

Şah Sultan'ın ikinci hamlesi ise Nigar Hatun'u Hürrem'e karşı kullanmak oldu. Nigar Pargalının mezarının başında ağlarken Şah Sultan Nigarla konuştu. İbrahimin öcünü almak için benimle ittifak kur dedi. Şah Sultan
Rüstemle Mermer Köşkte görüşürken Nigar Hatun giti Hürrem'e Rüstemi şikayet etti, Şah Sultanla görüşüyo dedi. Hürrem de neden sana inanayın neden bana böyle bişey söylüyosun dedi. Nigar da önceden ezberlediği gibi çocuğum ortada yok bana ancak siz yardım edebilirsiniz dedi. Hürrem'in içine kurt düşürdü. Hürrem de sonradan Rüstemi sorguladı, Rüstem bişey anlatmayınca görüştüğünüzden haberim var neden bana söylemedin dedi. Beni tebrik etmek istemiş sizi rahatsız etmek istemediğim için söylemedim gibi bişeyler saçmaladı ama Hürrem yemedi, herşeyi bana haber vericeksin dedi. 

Bakalım Hürremin bir sonraki hamlesi ne olucak?



Kuzey-Güney 60. Bölümde Neler Oldu? (30/01/2013)




Bir önceki bölümde Cemre Barış'ın gömleklerinde yağ lekesi aramak için gece gizlice Barış'ın giyinme odasına girmişti ve Barış da onu yakalamıştı. Cemre bişekilde olaydan sıyrıldı ve odasına geri döndü. Hemen Kuzey'le bi internet görüşmesi yaptı. Barış da safım Cemreye çiçek vermek için odasının önüne gittiğinde Cemre'nin Kuzey'le konuştuğunu duydu. Daha bi kinlendi, artık onu kimse tutamaz. Sami Bey de Cemrenin annesinin sözüne uyarak gitti Hanım Teyzeyle konuştu, barıştılar devam etme kararı aldılar, sonları hayır olsun diyorum. 

Sami Bey Hanım Teyzeyle dating durumundayken Kuzey pasta dükkanında elleriyle pasta börek yapıyordu. Zeynep dükkanı bastı her yeri dağıttı, nasıl benim telefonlarımı açmazsın senden nefret ediyorum moduna girdi. Kuzey de elinin hamuruyla kıza gider yaptı, ne yapıyosan yap dedi, Zeynep de ayrı bir hain olucak. Bu arada Burak Çatalcalıyla Venüs sevgili olmuş, ilginç bir ilişkileri var, onlara da hayırlı olsun.

Zeynep haini bi planlar peşinde bişeyler yumurtluycak ama ne? Barış'a gitti ben istifa etmek istiyorum dedi, zaten Cemre de benden rahatsız, Kuzey'i de burda görüp duruyorum ayrılmak istiyorum dedi. Barış da hayatta bırakmam seni dedi ve akşam evlerine yemeğe davet etti. Melda Yalgın ve Zeynep Barışlara yemeğe gittiler. Barış Meldayı inandırmak istiyor katil olmadığına oyüzden onun üstüne oynuyor ama Zeynep'ten nasıl bir çıkarı var ki diye düşünürken, saflığıma hayret ettim. Tabiki de Cemre'yi deli etmek için onu eve soktu. Zeynep yüzsüzü de gitti tabi davete, bi yalakalık bir sahtecilik ıyyy iğrençler. 

Cemre yanlız gayet astı suratını kimseye pas vermedi helal olsun kıza. Ama çok zor ve saçma bir geceydi onun için.Bi yandan da Güney Cemreyi sıkıştırdı o gece gömlek olayında bi gelişme varmı diye. Onlar konuşurken Barış'ın ortağı Can duydu. Güney çakalı da gömleğine bilerek bişeyler döktü, sonra Barış'ın giyinme odasına gidip gömlek taraması yaptı. Ama karıştırmaya fırsatı olamadı. Barış, Burak Çatalcalıyla ilgili araştırma yapmış, yurtdışında da sahte beyandan ve bir takım suçlardan tutuklandığını söyledi, belgeler gösterdi. Kendini kurtatma çabasında tabi.

Amaaaa Burak Çatalcalı bombayı patlattı. Nasıl olduysa Barış'ın o geceki gömleğini ele geçirmiş. Şirkette herkesi topladı ve Barış'ın gömleğini gösterdi herkese. Barış önce inkar etti, ama gömleğin içine adını yazdırmak gibi garip bir huyu olduğundan morardı kaldı herkesin önünde.

Komser Şeref de Simayın araması üzerine polislerle birlikte Simay'ı alıp Simay'ın adamı bıçakladığı eve gittiler, keşif yaptılar ama ev tabiki temizlenmişti. Mori Şevki de ölmemiş, ifade vermeye geldi, Simay hayal görüyo dedi. Aslında durum şuanda Simay'ın aleyhine çünkü Simaya ilaç vermişlerdi uyutmuşlardı. Testlerde çıktı tabi kimyasal aldığı, bi de eve gittiler hiiiiç bir iz yok, öldürdüm dediği adam sapasağlam. Ama koskoca devletin polisi adamı bi muayene etmez mi hiç, adamın yaralı olduğu ortaya çıksa herşey anlaşılcak. Saçmalamışlar.

Simay'ın gidecek yeri olmadığı için Şeref Komiser onu kendi evine çağırdı. Komiser de Simayın bıçakladığı adamın Kuzey'in eski düşmanlarından Mori Şevki olduğunu anlayınca adama göz dağı vermeye gitti. Kuzey de başka birinden adamın Mori Şevki olduğunu öğrenince Komiser ordayken adamın mekanını bastı. Çok karizmatik bir giriş yaptı. Adamı dövmüş, oraları göstermedi. Kuzey ertesi gün Demet'le görüştü ve Şeref Komiser'in kız arkadaşı olduğunu ve onun evinde kaldığını söyledi. Simay hapşurunca komiser de yalan söylemişti. Zavallı Demetçik çok üzüldü duyduklarına.

Banu da zavallım çok kötü bir durumda. Yanlızlıktan sevgisizlikten mahvoldu kız. Kendi kendine halüsinasyonlar görmeye başladı. Önce kendi çocukluğunu gördü onunla konuştu, sonra Güneyi, kendi annesini ve Barış'ı kendisini öldürmeye çalışırken gördü. Sinir kirizi geçirdi, hemen doktorlar bayılttılar kızcağızı. Bunun üstüne de doktorlar Banunun annesini aradılar. O anda Barışların evinde davetteydi o da. Hep birlikte apar topar çıktılar. Banuyu eve çıkardılar, çok kötü gözüküyordu. Güney bile üzüldü nerdeyse. Güney beni hatırlıyor musun dedi, kız da herşeyi hatırlıyorum dedi. Güney 3,5 atıyor şimdi. Banu da bi soğuk kanlı katil havası var. İntikam insanı olabilir gibime geldi.


Sami Bey'in de mürüvvetini görücez. Hanım Teyze Aynur Hanım'ı evine çağırdı, çocuklarıyla tanıştırmaya. Kuzey tabi pek mutlu değil durumdan. Aynur Hanım eve gelince Sami Bey'in ona yaptıklarına, kibarlığına bozuldu Kuzey. Annesinin yerine geliyo tabi haklı çocuk.Aynı evde kalmam tribine girdi.  Sami Bey de ne meraklıysa artık, tanışma toplanısına Demet'le Komiser'i de çağırdı. Onlar da çok lazımdılar geldiler. Yolda karşılaştılar, Demet Komiser'in arabasına bindi. Demet triplerde, üzgün tabi. Kız arkadaşı olayını ima etti hemen. Kız milleti işte dayanamıyor. Kuzey'den duyduğunu söyledi. Komiser de anlattı Simayla ilgili gerçekleri. Sonra da bunlar bi şekilde öpüştüler ve Kuzey de bunları gördüüü....!!!!!! Masal da burda bitti.

30 Ocak 2013 Çarşamba

Muhteşem Yüzyıl 83. Bölümde Neler Oldu?



 

Malumunuz bir önceki bölümde Makbul İbrahim Paşa, oldu bize Maktul İbrahim Paşa.. 
Paşa boğulduktan sonra odasından çıkartılırken Sümbül Maktulü gördü ve koşa koşa gitti Hürrem Sultan'a yetiştirdi. Hürrem şoka girdi tabi ama yine zaferinden dolayı gayet marur. İbrahimin tabutunu Hatice Sultan'la yaşadıkları eve getirdiler. O sahnede ben şahsen Haticenin performansını yeterli görmedim. Ses olarak iyiydi güzel ağladı, tüylerim diken diken oldu. Ancak hem sahnesi kısaydı hem de kocasına aşık bir kadının cesedi gördüğünde kendini daha çok kahretmesi lazımdı. Neyse efendim, ablaları içeri aldılar Hatice'yi teskin etmeye çalıştılar falan ama tabi olmadı. 
Önce Süleyman'a gitti nasıl kıydın sen en yakın arkadaşına dedi, bir de asıl Süleyman'ı etkileyen "Sana bakınca babamı görüyorum" cümlesini kurdu. Babaları da ne acımasızsa artık.. Süleymanın yanından çıktıktan sonra Hatice Sultan Hürrem'e bir güzel çemkirdi. ( Her zamanki hali, sadece çemkiriyor yeminler ediyor ama hiç bi halt edemiyor.) 

Bir sonraki sahnede Süleyman Divan'ı topladı ve Hürremin işlerini gören Ayaz Paşayı Vezir'i Azam, Şah Sultanın adını bilmediğim kocasını da Rumeli Beylerbeyi yaptı. Hürrem tabi bu haber karşısında boş durmadı hemen Ayaz Paşa'nın yanına gitti, Rüstem Paşa'yı İstabula çağırdığını söyledi ve Rüstem'i Kubbe Veziri olarak padişaha önermesini istedi. Adam gıcık oldu,  e normal tabi kadın daha ilk günden lök diye anormal isteklerine başladı. Ama Ayaz Paşacık neyapsın ki Hürrem'in karşısında, kabul etti çaresiz ve isteksiz olarak.

Ancaaaaakk, bir önceki bölümde bize inceden inceden Şah Sultan'ın aslında Pargalı'ya karşı hala duyguları olduğunu hissettirdiler. Şah Sultan aslında gayet bencil, yıllardır hasretini kurduğu hayatı yaşamaya gelmiş bir kardeş. Hatice'ye hiç bir faydası olmaz,işi gücü kendi kocasını bi yere getirip Payitahtta kalmak. İşte tam bu noktada Hürrem'in yeni rakibi belli oldu. Şah Sultan Rüstemin önerileceğini öğrenince hemen gitti Kanuniye bi yalakalık yaptı. Herkes Pargalının ölümü nedeniyle Kanuniye uzak davranırken, o haklı olduğunu bildiğini ve kararlarının sorgulanmaması gerektiğini söyledi. Kanuni tabi hemen yelkenleri indirdi. İşte tam o zayıf anında Şah Sultan bombayı patlattı ve bundan sonra artık İstanbul'da kalmak istediğini ancak kocasının işi yüzünden bunun mümkün olmadığını, kocasına Payitaht'ta görev verirse havalara uçacağını söyledi. Kanuni de Rüstem'i değil Şah Sultan'ın kocasını Kubbe Veziri yaptı. Hürrem hemen tabi anladı karşısındaki kişinin kendi gibi hırslı biri olduğunu ve Şah Sultan'a göz dağı vermeye gitti. Şah Sultan da hayatının lafını etti:" Benim kocam Pargalı'ya benzemez, ben de Hatice'ye hiç benzemem" dedi!!!

Bütün bunlar olurken bir kaç önemsiz detay da yaşandı, uzun uzadıya değinilecek bişey yok fazla. Zaten bu haftaki bölüm bir önceki bölümden daha yavan kaldı. Hatice Sultan kahrından intihar girişiminde bulunda ama Şah Sultan yakaladı, ölemedi gitti garibim. Mehmet'le annesi geldi Manisa'dan. Ağlamalar sızlamalar Hürrem'e saydırmalar. Ama Mahidevran, Manisa'da kendisine hizmet eden kısa saçlı erkek çocuğu kılıklı kızı Saraya sokup Hürrem'i öldürtmeye çalışıcak. Bence yine yüzüne gözüne bulaştırıcak.

Pargalı İbrahim'in mezar yerinin kesin olarak bilinemediği Tarihin Arka Odasında konuşulmuştu. Dizide de buna sadık kalınmış ve Matrakçı dışında mezar yerini kimse bilmiyordu. Ta ki Nigar Hatun Matrakçıdan öğrenene kadar. O da zaten kimseye söylemez. Hatice Sultan da öğrenmek istedi ama söylemediler. Sır oldu gitti adamcağız.

Follow Me From Bloglovin

Follow on Bloglovin