13 Kasım 2013 Çarşamba

Çalıkuşunu Kaçırmadan İzleyenler İçin Fahriye Evcen Ropörtajı

 

Çok sevdim ben bu diziyi, kastı çok başarılı bence. Tabi ki biraz normal dışı giyinme şekilleri ve dialoglar var ancak bunlar zamanın kültürüne vurgu yapmak için kurgulanmış, renkli anlatımlar. Netice de dizi de büyük bir kurgu değil mi? Fahriye Evcen'in ne kadar güzel olduğunu unutmuşum ben! Bayıla bayıla kızı izliyorum resmen. Su gibi ya. Bi de Özcan Denizle çıkmasaymış süper olcakmış. Sözü fazla uzatmadan resimler ve röpörtajla başbaşa bırakıyorum sizi. Daha fazla bilgi için tık tık:)



Fahriye Evcen şu sıralar yoğun bir tempo içinde. Bir yandan “Çalıkuşu” dizisinin çekimlerine devam ediyor, diğer yandan Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Tarih eğitimine.


Neredeyse her gün sete gidip çekim yapıyor ama bu durumu kendine hiç sıkıntı etmiyor: “Feride’yi çok seviyorum. Çekimler de o kadar keyifli geçiyor ki, hiç sızlanmıyorum.”

* Boğaziçi Üniversitesi’nde Tarih okuyorsun. Röportaja da sınavdan çıkıp geldin. Ne kadar kaldı okulun bitmesine?
- Son senem diyebiliriz.

* Okulla diziyi bir arada götürmek zorlamıyor mu seni?
- O zorluğu geçen senelerde yaşamıştım. İlk sömestrlarda çok fazla dersim vardı. Bu sene daha rahatım, iki ders alıyorum.

* Boğaziçi öğrencilerinin popüler kültürle ilgilenmediği söylenir. O açıdan rahat mısın?

- Çok. Gerçekten de popüler kültürle çok ilgilenmedikleri için benimle de ilgilenmiyorlar. Ama bazen hocalar şaşırıyor, nasıl hitap edeceklerini bilemiyorlar. “Bu kız oyuncu, neden burada?” diye soruyorlar. 

 


* Şu anda ne kadar Feride, ne kadar Fahriye hissediyorsun kendini?
- Her gün Feride’yim.

* Ne kadar süredir bu böyle?
- Dizinin hazırlık süresinden bu yana böyle. Çekimlerden beş-altı hafta kadar önce yoğun bir hazırlık süreci başladı. O dönem Feride’yle yattım, Feride’yle kalktım. Şu an da tamamen hayatıma sirayet etmiş durumda. Hemen hemen her gün çekim var.

Feride’nin hayatını yaşıyorsun yani?
- Evet...

* Peki bu senin için iyi mi, kötü mü?
- Feride’yi çok seviyorum, o yüzden iyi.

* Feride’yi sevmeyen var mıdır acaba?
- Şeytan tüyü var onda... 

 

* Seni bu role uygun gördüklerine göre, sende de var şeytan tüyü... Muzipliğinden, yerinde duramamandan ötürü seni karaktere yakın görmüş olabilirler mi?

- Aslında “Evim Sensin” filmi buna biraz kapı araladı. Önceki işlerde hep olgun karakterleri oynamıştım. “Yaprak Dökümü”nde beş sene Necla’yı canlandırdım. Hikâyenin de, karakterin de dramı çok yüksekti.

Ondan sonraki işlerde de benzer karakterleri oynadım. “Evim Sensin”de ise daha serbesttim, kızı kendim yaratabildim. O yönümü gösterdiğim için böyle bir ışık yakmış olabilir. 

 

* Şu anda dizide Feride ve Kâmran’ın aşkı ön planda. Böyle mi devam edecek?
- Aşk ön planda görünüyor ama “Çalıkuşu” romanının ideolojik boyutu da var. Şu an için bu konuyu çok işlemiyoruz. O kısım, Feride öğretmen olarak Anadolu’ya gittikten sonra ortaya çıkacak.

* Dizideki hikâyenin romanla birebir örtüşmediği şeklinde eleştiriler var. Sen ne düşünüyorsun bu konuda?
- Romanın ana hikâyesine sadık kalınıyor ama destekleyici hikâyeler mutlaka olacaktır. Bunlar, işi romandan uzaklaştırmıyor. 

Burak Özçivit’le aranızdaki enerjinin de seyirci üzerinde etkisi var. İkiniz nasıl buluyorsunuz bu kimyayı? Yoksa Feride’yle Kâmran gibi kamera arkasında birbirinizi mi yiyorsunuz?

- Aksine, çok iyi anlaşıyoruz. Feride ve Kâmran, çok güçlü karakterler. Feride’nin cumhuriyet dönemi daha gelmeden kadınlar arasında öncü olması, ideal cumhuriyet kadını profili...

Bunlar, onu çok güçlü kılıyor. Öte yandan yaşadıkları aşk ve kavuşamama hali, başka bir güzellik katıyor işe. Bunlar da bize fazlasıyla yardımcı oluyor. 

 

Dönem dizisi çekmek nasıl?
- Zamanda yolculuk gibi... O dönemin ruhunu kavramak zorundasın. Yoksa karakterleri anlayamıyorsun. O karakter neden öyle davranıyor, bilmek zorundasın. Ben de bunun için bayağı araştırma yaptım.

* Okula yazmadığın tezi, dizi için yazdın yani...
- Aynen öyle. (Gülüyor) 

Sette nasıl bir ortam var?
- Mütemadiyen gülüyoruz sette. Hatta bazen gülmekten çalışamıyoruz. Gerginliği olmayan bir set bizimki. Benim mutlu gittiğim bir set.

* Her gün çalışmak zor olmuyor mu? Hiç “Öf yine mi set” demiyor musun?
- Çekimler o kadar keyifli geçiyor ki, hiç sızlanmıyorum.

Kendi hayatını ne zaman yaşıyorsun?
- Boş günlerim de oluyor tabii... O günlerde okulla ilgileniyor, ailemle görüşüyorum. Yapabildiğim kadar spor yapmaya çalışıyorum.

* Arkadaşlarınla görüşebiliyor musun?
- Eskisi kadar sosyalleşemiyorum maalesef. İki arkadaşım doğum yaptı mesela, daha bebeklerini göremedim. Çocuklar yürümeye başlayacaklar neredeyse! (Gülüyor) Ama onlar da anlayışla karşılıyor. 

 

Uzun vadeli planlar yapabiliyor musun şu an?

- Plan programla yaşayan biri değilim. Önümde ne varsa onu yaşıyorum. Dinlenmeye mutlaka ihtiyacım oluyor. İki-üç gün fırsat bulup bir yerlere kaçıyorum. Bayramda Almanya’ya gittim mesela. Yine bir iki-üç günüm olsa, İrlanda’daki arkadaşımın yanına gitmek istiyorum. 

Sarmısak çayıyla zayıfladığın doğru mu?

- Öyle bir şey yok... Arkadaşların akıllarına bir-iki ünlü isim gelmiş, onlar üzerinden reklam yapalım demişler... Ben sarmısak çayı kullanmadım. Anormal bir zayıflama halinde de değilim. Hayatımda hiç iki-üç kilodan fazla alıp vermedim.

6 yorum:

  1. sana aynen katılıyorum, özcan denizle çıkmasaydı daha ii olacaktı:))) çok güzel kız ben de çok seviyorum.Tabi bir de Burak Özçivit faktörü var kiiiiii:))))) diziyi izlememde büyük etken:P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen san katılıyorum. Burak Özçivitle çok güzel gözüküyorlar ekranda. Klasik güzel kadın ve erkek anlayışının biraz dışında ikisi de.

      Sil
  2. Ya ben Özcan Denizle yakıştırmıştım şahsen:)

    YanıtlaSil
  3. bende size katılıyorum süper bi dizi ama kaldırılıyormuş galiba eğer kaldırılırsa çok üzülürüm :(

    YanıtlaSil
  4. merhaba bende sizlere katılıyorum burak faktörü gerçekten güçlü bir etken :)

    YanıtlaSil
  5. Çok severek ve beğenerek izliyoruz, artık dizi aşkının gerçek olmasını bekliyoruz... İkisi arsında çok güzel bir enerji var ve bana kalırsa bu gerçek bir aşk...

    YanıtlaSil