16 Aralık 2013 Pazartesi

Kitap Yorumu: Ayşe Kulin / Gizli Anların Yolcusu

Son yazılarım üst üste kitap yorumları oldu ancak çok güzel kitap okudum bu ara ve unutmadan paylaşmak istedim sizinle. Canım arkadaşım Saloşumun Ağustosdaki doğum günümde hediye ettiği bu kitabı dün gece saat 01:00 civarında bitirdim ve sıcağı sıcağına yorumlamak istedim. Ben Ayşe Kulin'i çok severim ve bir çok kitabı da evimde mevcuttur. O yüzden iyimser bir önyargıyla okumaya başladım. Kitabın isminin baş harflerini birleştirdiğinizde GAY kelimesi ortaya çıkıyor ki bu da kitabın konusuyla ilgili fikir sahibi olmamızı sağlıyor.

Kitabın içeriğini yorumlamadan önce her zaman olduğu gibi önce yazarı yorumlamakla başlayayım. Ayşe Kulini yorumlamak benim haddime değil tabi de okuyucu gözüyle ve çok fazla kitabını okumuş ve yazarın diline, tazrına hakim biri olarak bi kaç şey söylemek isterim. 

Öncelikle dil olarak yazarın önceki kitaplarından daha farklı bir anlatım tarzı var. Üç tane çeviri kitabı üst üste okuduktan sonra Türkçeye hakim bir yazarı okumak ilaç gibi geldi. Ancak tüm bu duygularıma rağmen aradığım Ayşe Kulin tadını bulabildiğini söyleyemem. Bazı yerlerde kurgu zayıflamış durağan noktaları var kitabın. Hızlı okuyup geçtiğim sayfaları var mesela. Sonuç bölümünde hızlı ve karmaşık son yazılmış. Genelde biyografi yazdığı için ve gerçek yaşamlardan yola çıktığı için belki de tamamen kurgu bir romanda biraz tökezlemeler olmuş. Devam kitapları olan Bora'nın Kitabı ve Dönüş romanlarını almayı düşünmüyorum. Eğer bi şekilde elime geçerse birilerinden bulursam okuyabilirim ancak satın almak istemiyorum.

Kitabın konusuna gelirsek, roman Yayınevi sahibi İlhami Bey'in küçük çocuklarını kaybettikten sonra depresyona giren eşini ortağı Handan'la aldatması, kızını yurt dışına yollamasıyla başlıyor. Mesela ilk başlarda Ayşe Kulin tarzını çok güzel hissediyorsunuz çünkü eşini aldatan adamın ruh halini iç dünyasını çok güzel anlatmış yazar. Ancak sonra birden bire Borayla başlayan ilişkileri o kadar ani, altyapısı hazırlanmadan ve yapay başlıyor ki inandırıcılıktan çok uzak geldi bana. Gözünüzde canlandıramıyorsunuz. Bence yazarın tökezlediği nokta burası. Kitabın devamı İlhaminin Borayla olan ilişkisi ve Bora'nın önceki hayatından kesitlerle devam ediyor ve sonra acı bir sonla bitiyor. Bora'nın önceki hayatı da gayet güzel betimlenmiş ama dediğim gibi Bora ve İlhami ilişkisi olmamış. Aslında çok önemli bir konu bu ve değinilmesi gerek evet ancak yazarın daha fazla kişinin hikayesini dinleyip sonra bize o duyguları aktarması gerekirdi. Belki bu konunun üstüne biraz daha giderse daha başarılı hikayeler okuyabiliriz.

1 yorum:

  1. ben bu kitabı çok merak ediyordum alıp okuyayım :) paylaşım için teşekkürler :)

    YanıtlaSil