3 Aralık 2013 Salı

Ne İzledim: Su ve Ateş




Dün akşam kardeşim sayesinde Genç Turkcell gecesi olması hasebiyle Su ve Ateş filmini izlemeye gittim Forum Bornova'ya. Beklentim gayet düşüktü, maksat muhabbet olsun diye girdik filme. Ancak 15 dakika sonra falan ağlamaya başladım! Ve filmin sonuna kadar ağladım. Öyle ki hala daha gözlerim acıyo malesef. Film çok mu başarılı, hayır. Ancak Özcan Deniz filmi doğru kişi üstüne kurmuş, Yasemin Allen. Çok başarılı bir oyunculuk sergilemiş Yasemin Allen, ayrıca çok güzel melek gibi bi kız olduğu için filmin duygu kısmı hep aşkın kadın tarafından vurdu bizi. Özcan Deniz aynı zamanda yazıp yönetip oynadığı için oyunculuk kısmında daha zayıf kalmış. Sahneleri de daha azdı zaten. Yukarıda paylaştığım film müziği İrem Candar'ın Bilmezdim şarkısı. Filme cuk oturmuş, gayet güzeldi. Aslında film klişelerle dolu ama beni bu kadar ağlattığına göre duygulara dokunmayı başarmış demektir. Oyüzden gittiğime pişman olmadım. Yasemin Allen için bile sadece izlenebilir film.



Birazcık konudan bahsedemeyim, bundan sonra yazacaklarım içerikten bilgi vericeği için filme gidicek olanlarlar okumak konusunda iki kere düşünsün derim. 

Film bir kızın sevgilisinin yazdığı kitabı ilk kez okumasıyla başlıyor. O akşam nişan törenleri var ve öncesinde adamın yazdığı kitabı bitirmeye karalı olan kız okumaya başlıyor kitabı. Kitap filmimizin hikayesini anlatıyor. Özcan Deniz kan davasından kaçıp Amerika'ya gelmiş ve işleri yoluna girene kadar bir süre burada ikamet edicek olan Haşmet, kod adı Kemal'i canlandırıyor. Esas kızımızla güzel bir tanışma sahneleri var ve Amerika günleri gayet güzel ve romantik. Ancak Özcan Deniz biraz durağan kalmış filmde yeterince aşık davranamamış, biraz stabil geldi bana. Bi de kıza hiç bir bilgi vermiyor kendisiyle ilgili ki bir kadın merak etmeden duramaz, o biraz havada kalmış sanki. Bunların dışında  güzel aşk sahneleri var. Filmin ikinci kısmında ise Özcan Deniz'in memlekete geri dönüp kan davalı oldukları ailenin kızıyla evlenmek zorunda. Ancak gitmeden önce Yasemin Allen'e de evlenme teklif etmişti ve yüzük takmıştı ona. Tabi giderken haberi yok bulunan çözümün evlilik olduğundan. Kız da hamile kalıyor ancak Özcan Denizin kardeşi sakın söyleme diyor dönünce söylersin diyor. Çünkü kardeşinin olaydan haberi var ve abisinin diğer kadınla evlenmesini istiyor. Böylece yıllardır süren kan davası duracak.

Olan kadına oluyor yine, genel de zaten kadınlar daha fazla yara alır böyle durumlarda. Sonrası ise acı göz yaşı, bol bol ağlamak diyorum:) Kadın adamların elinden son anda kurtulup Türkiyeye babasının yanına gelip çocuğunu tek başına doğuruyor büyütüyor, bir sürü acı göz yaşı yine. Özcan Deniz de çok mutsuz. Bu arada Özcan Denizin karısını oynayan oyuncu da bence çok başarılıydı, gölgede kalmasın. Kahramanlarımız yıllar sonra karşılaşıyorlar, çocuğuyla tanışıyor beyaz atlı prensimiz ve ailesine sahip çıkmak istiyor ancak işler istediği gibi gitmiyor. Filmin sonunu söylemiyeyim. Daha doğrusu kitabın sonunu. Kitap bittikten sonra ağlayarak sevgilisini arıyor ilk başta kitabı okuyan genç kızımız ve anlıyoruz ki kitabın yazarın Özcan ve Yasemin'in oğulları Kemal! Film çok güzel bitti, akşam nişan sahnesi vardı Yasemin yaşlanmış tabi, Özcanın kendisine taktiği yüzüğü gelinine takıyor, bi bakıyoruz diğer yanda Özcan Denizin karısı o da onları izliyor. O da çok aşıktı kocasına, hayat işte. Gidebilirsiniz bence, ağlamayı sevenler kaçırmasın derim.

2 yorum:

  1. Filmi izlemedim, Özcan Deniz'e de pek hoş duygular beslemiyorum ama o kız var ya gerçekten melek gibi. Annesinden bile tatlı. Eminim onun sayesinde çok hoş olmuştur film. Belki sonra bende izlerim:)

    YanıtlaSil

Follow Me From Bloglovin

Follow on Bloglovin