27 Ocak 2014 Pazartesi

Haftasonu Keşfi: URLA - Konal Cafe Kahvaltı Mekanı

Cumartesi aslında geç uyanmıştık, yaklaşık olarak 10:30 civarında. Uzak bi yerlere kahvaltıya gitmek için geç bir saatti ancak şehirden uzaklaşma isteğiyle yanıp tutuşan bünyem İzmir'in nimetlerinden faydalanmam gerektiğini söylüyordu. İzmir'de yaşadığım için o kadar şanslıyım ki, bunun için şükrediyorum ve kıymetini biliyorum. Mesela benim gibi sabah uyanıp şehirden uzaklaşmak ve sayfiyeye gitmek istiyorum dediğinizde bir saat uzaklıkta o kadar çok seçeneğiniz var ki. İki hafta önce (daha önceki yazılarımda takip ettiyseniz görmüşsünüzdür ) cumartesi günü Nazar Köye (Kemalpaşa ilçesinde) ve pazar günü de Foça'ya kahvaltıya gitmiştik. Bu haftaki rotamız ise Urla oldu.




Aslında benim aklımda ki plan, Urlanın sahil mahalleleri olan Çeşmealtı veya İskele Mahallelerinden birinde denize nazır kahvaltı edip, sonra biraz keşif yapmak için Urlanın denize yaklaşık 4-5 kilometre mesafedeki merkez mahallesine gitmekti. Yola saat 11:00 gibi çıktık, önce sahil kesiminde arabayla takıldık, kahvaltı edicek bi yerler aradık. Ön hazırlıksız ve plansız gittiğimiz için aklımızda belli bir mekan yoktu. Aslında Urlanın denize kıyısı olan çeşitli köylerinde kahvaltı edilebilecek açık ve kapalı mekanların olduğunu çok iyi biliyorum ancak saatin geç olması nedeniyle yolumuzu fazla uzatmak istemedik. Sahilde kesiminde gözümüze kestirdiğimiz bir yer olmayınca, direksiyonu Urla merkeze çevirdik. İyi ki de öyle yapmışız çünkü çok özel bir mekanı kefşetmiş olduk. Eşimle bu konuda neyse ki anlaşıyoruz. Rastgele bir yere gidip sokaklarında kaybolarak orayı tanımak ve kimseden tavsiye almadan kendi özel mekanlarımızı bulup başkalarına tavsiye etmek haz aldığımız bir durum:)

Artık sadede gelebilirim. Urlanın merkezi zaten çok büyük bir yer değil. Belediye binasını geçtikten sonraki meydandan sağa sapar sapmaz bizim gizli, güzel ve tarihi mekanımızı bulabilirsiniz. Öyle benimsedik ki "bizim" diye bahsediyorum ve bildiğin ücretsiz reklamını yapıyorum:) Aslında mekan sahibine blog yazarı olduğumu ve mekanlarını tanıtmayı düşündüğümü söylemek aklımdan geçti ancak, ben henüz kendi annem dahil kimseyle blog yazdığımı paylaşmadığım için (bunun sebebi torpil olmaksızın bloğumun kendi kendine büyümesini istememdir) bu düşüncemden vazgeçtim.


Konal Kafe, çok eski bir tarihe sahip ve şuanda işleten kişinin ailesinden kendisine yadigar kalmış bir fırın ve bir konaktan oluşuyor. Binanın girişinin sol tarafı kahvaltıda sunulan harika ekmeğin pişirildiği çok güzel ve naif bir fırın var. Biz açlıktan tansiyonumuz düştüğü için hemen kahvaltının servis edildiği üst kata çıktı. Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki, kahvaltıları evet güzel ama harkuladenin fevkinde değil. Börekleri ve gözlemeleri güzel mesela, ancak sahanda yumurtası ve sucuklu yumurtası pek güzel değildi. Ben kafenin ambiyansından, tarihi atmosferinden, yaşanmışlık hissinden ve tertemiz bir şekilde kadın eliyle işletilmesinden fazlasıyla etkilendim ve kesinlikle tekrar gitmek istiyorum.

Aslında çok fazla yorum yapmak yerine resimlerler mekanı tanıtmak daha doğru olucak. Önce kahvaltımızı yapıp sonrasında çayımızı içerken kitaplarımızı okuyup, huşu içinde :) saatler geçirdiğimiz köşemiz:)




Çatı katındaki cumbalı kısımda oturmayı tercih ettik. Eski radyo ve aynısından rahmetli anneannemde olan eski dikiş makinası cumbanın çıkıntısına yerleştirilmişti.

 

 Perdeler zaten fazla söze gerek kalmıyacak görünümdeler.



Sanat eseri gibi bir tavanın altında yedik kahvaltımızı. Başak burcu olanlara has nostalji sevgisiyle benden keyiflisi yoktu.


Radyoya nasıl sevgiyle sarıldığımdan anlaşılabilir zaten duygularım:)


Kahvaltı sonrasında mekanı hemen terketmek istemediğimiz için çaylarımızı için kitaplarımızı okuduk. "Ama Hangi Atatürk"ü ve "Allah De Ötesine Bırak" kitaplarını ben okuorum. "Geyikli Park" kitabı da benim aslında ama şu anda eşim okuyor. Sonra sıra bana gelicek, çok sabırsızlanıyorum okumak için.


Yukarıdaki resim ise sigara içmek isteyenler için açık bırakılmış çatıkatındaki küçük bir kesim.


 

Çatı katından birince kata inerken ilk karşınıza çıkan bu güzel ve 100 yıldan uzun bir süre önce kullanılmış olan beşik oluyor. Melek figürü çok güzel düşünülmüş, romantik bir detay. Bebeği melekler korusun diye işlenmiş sanki. Üstündeki dönencenin üzerinde de minik bir melek figürü var. Ayrılamadım başından, bayıldım bayıldım...


Beşiğin hemen yanında oturma grubu mevcut. Bu oda evin salonu ve en büyük odası. Yaşam odası diyebilirim. Yemek masası, şömine ve büfe de bu odada yer alıyor.











Evin sahiplerinin bir kaç kuşağa ait resimleri, zemin kata inen merdivenlerin başında sergileniyor. Bu resimler sayesinde evdeki yaşanmışlık hissi daha da pekişmiş.



Evin zemin katının oldukça ufak bir bölümü ziyaretçilere açık durumda, banyo lavabo kiler gibi bölümleri göremiyoruz. Sadece en üst katta ki bölümde açık bir mutfak var, kahvaltınız hazırlanırken orayı ziyeret etme şansınız var. Aşağıdaki resimler zemin kattaki küçük oturma kısmı, kuyu ve satış bölümüne ait.

 









Tarihi bir mekanda yemek yemek ya da çay kahve içmek gibi zevkleriniz varsa burası tam size göre bir yer. Urla'ya yolunuz düşerse en azından bir çay içmek için bile uğranabilir. Dediğim gibi mevkii olarak çok merkezi olduğu için sizi hiç uğraştırmadan hemen karşınıza çıkacaktır. Gidenler bir de benim için bir bardak çay içsin lütfen:)

3 yorum:

  1. Ne güzel bir gün geçirmişsiniz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle oldu gerçekten, çok huzurluydu:)

      Sil
  2. Yazınız gayet güzel olmuş elinize sağlık.. URLA'dan bahsederken bir resminizi kullandık ve AMA SİZE DE LİNK VERDİK (İZNİNİZLE)
    http://www.urlasanatsokagi.com/urlada-kafe-pastane-ve-firinlar.html

    SELAMLAR

    YanıtlaSil