24 Şubat 2014 Pazartesi

"Kahvaltının Mutlulukla Bir İlgisi Olmalı" Demiş Cemal Süreyya

 

Kadınlar ve erkekler doğduklarında toplumun kendilerine yükledikleri görevler ve beklentilerle birlikte doğuyorlar. Kadınlar için bu görevlerden biri ailenin diğer üyeleri için yiyecek bişeyler hazırlamak. Bazı kadınlar bu görevi memnuniyetle kabul edip benimserler, bi kısmı ise benim gibi yemek pişirmekten ziyade yendiği ortamı güzelleştirmek, işin içine biraz renk katmak konusunda daha hevesli olurlar. Evlenene kadar kimseyi doyurmak (buna kendim de dahil) zorunda kalmadığım için, evin mutfak kısmına ve bana toplum tarafından yüklenen bu misyona uzak kalmıştım. 

 

Evlendikten sonra, doğal görevlerinin içinde yemek hazırlamak olmadığını düşünen (arada bir et pişirir ama hakkını teslim etmeliyim:) bir eşim olunca, bir başak burcu kadını olarak yaptığım şeyi en güzel görselle sunmak için araştırmalara giriştim. Renkli peçeteler, runnerlar, masa üstü aksesuarları ve yiyecekleri süslemek hayattaki bu yeni görevimi çok zevkli bir hale getirmeme neden olan unsurlar oldu. Kendimi öylesine kaptırdım ki, bütçem el verdiği ölçüde alışverişlerimde artık kendime daha az, ama mutfağıma daha çok para harcamaya başladım:) Sabah sabah konuya felsefi açıdan yaklaşmama neden olan pazartesi sendromuma teşekkür ediyorum ve masamın detaylarına geçiyorum.



Sevgili Cemal Süreyya "Kahvaltı" isimli şiirinde ruhuma tercüman olmuş...

Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı..


Hazırlamaktan en  haz aldığım öğün kahvaltı. Belki bir çoğumuz için öyledir. Bi kere en telaşsız öğündündür kahvaltı, ne hazırlarken ne yerken ne de toplarken acele etmek zorunda değilsindir. Yemek yiyince mutlu olan insanlardansanız benim gibi, güne güzel bir kahvaltıya başlamanın günün geri kalanını  nasıl güzelleştirdiğini farketmişsiniz. Çalışan insanlar için kahvaltı ayrıca en özlenen öğün olduğundan, diğer öğünlerin içinde daha bir özeldir, özlenendir. Hafta içinde beş gün boyunca geçiştirilen, poğaça, mısır gevreği yada evde yapılan acele kahvaltıdan sonra cumartesi günü vuslata ermenin sevinci müthiş bir duygudur.


Oyüzden haftasonu eşimden birazcık daha erken kalkıp uzun uzun özenerek sofra hazırlamayı, çayı demlemeyi, gazeteleri sofraya yerleştirmeyi, mümkünse dinlendirici bir müzik açmayı, ama en öncesinde perdeleri sonuna kadar açıp İzmir güneşini ve böyle güneşin enerjisini ve temiz havayı evin içine doldurmayı çok ama çok seviyorum. 

Sizi bilmem ama kahvaltı benim için peynir demek, ama yanında mutlaka bal yada reçel bir de. 


Masaya oturunca önce çayımı koyup gazetemi elime alıp önümde yiyecekleri soğutana kadar gazete ve çayla ilgilenip arada bir ağzıma bir kaç lokma atmak, sonra gazetelerimizi değiş tokuş edip o arada ballı peynirli ya da reçelli peynirli bir dilim ekmeği yemek, sonra tekrar gazeteye dalıp hobi eklerini, seyahat eklerini okuyup hayaller kurmak planlar yapmak.. Yapılan planların üstüne bir güzel türk kahvesi içip içimize sindirmek, hayata geçirebilmişçesine mutlu olmak, şişen göbeklerle masadan tembel tembel kalkıp koltuğa uzanıp biraz siyaset okumak ve tartışmak.. Bütün bunların mutlulukla bir ilgisi var elbette...


Bir kaç haftadır, bütün bunları yaptıktan sonra, Şubat ayında baharı yaşamamızdan mütevellit (Bostanlı sahilinin evimizin dibinde olmasının da payı bunda büyük) eşofmanlarımızı giyip kendimizi sahile atıyoruz. Çoluk çocuk eğlenen yürüş yapan, koşan, çekirdek çitleyen yurdumun güzel insanlarının arasına karışıp çok uzun yürüyüşler yapıp her seferinde bi yerler keşfediyoruz. Eve geldiğimizde zaten yorgunluktan canımız çıktığı için yine kendimi koltuğa atıp, izleyecek bir film bulup bazen kendimizi uykunun kollarına bırakıyoruz:)


Eskiden pazartesi sendromuna ek olarak pazar günü sendromu da yaşardım, ama artık pazar günümü nasıl güzelleştireceğimi ve kendime ayırabileceğimi öğrendim. En az cumartesi kadar, hatta bazen daha keyifli bizim için. Evet pazar akşamı ütü yapıyorum, e o kadarcık kusur kadı kızında da olur dimi ama :)

6 yorum:

  1. ne güzel bir post içim açıldı...kahvaltı kesinlikle çokkk önemli benim içinde...sevgiler;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, benden de kocaman sevgiler:)

      Sil
  2. Kahvaltıyı abartılı severim, seyahat ettiğimiz yerlerde yöresel yemeklere değil de kahvaltılarına bakarım o derecede ,senin hazırladığın kahvaltıda çok lezzetli görünüyor sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynen senin gibiyim, nerenin kahvaltısı güzel, neleri güzel yapıyorlar hemen araştırırım. Bu arada teşekkür ederim:)

      Sil

Follow Me From Bloglovin

Follow on Bloglovin