7 Ekim 2014 Salı

Kahve Makinası ile Farklı Tarzlarda Türk Kahvesi Yapmanın Püf Noktaları


Ülkemize gelen turistlere ilk sorulan soru yemeklerimizi nasıl buldukları oluyor, tamam çok geniş ve detaylı bir mutfağımız var ancak içecek olarak da çok güçlü ve anlamlı bir mutfağımız olduğuna inanıyorum.  Bunların en başında ise Türk kahvesi geliyor.  Yunanlarda da çok yakın bir versiyonu Yunan kahvesi olarak geçiyor ve tat olarak bizdekine hiç de uzak değil ancak bizdeki anlam ve seramoninin onlarda olmaması en ayırıcı özelliği.  Bizim için kahve  yanında servis edilen suyuyla, lokumuyla, çikolatasıyla ve hatta günümüzde yeni yeni tercih edilmeye başlayan sade sodasıyla ayrılmaz bir bütün ve bütün bunlar için özel servisleri mevcut. Aslında miktarı çok az olan ve keyfi kısa süren bir kahve çeşidi olduğu halde ikramı için özel bir sektör oluşmuş olması bile kahvenin Yunan değil Türk olarak isimlendirilmesi için yeterli bir sebep. Doğuran değil bakan anadır misali kimin bulduğundan ziyade kimin geliştirdiği daha önemli bir nokta.

Cezvede ağır ağır pişirme yöntemini annelerimizden öğrendik ama bir de Türkkahvesi Makinası gerçeği var. Cezveye göre daha hızlı ve hata yapma payı daha düşük olan makina yönteminde aslında hepimiz üç aşağı beş yukarı güzel kahveler yapıyoruz. Profesyonel işi kahve pişirmek olan bir kaç kişiden edindiğim bilgilerin sonucunda farklı kahve versiyonlarının en güzel nasıl pişirildiğini öğrenip uyguladıktan sonra yazıya dökmenin zamanı geldi.

İlk olarak bildiğimiz köpüklü Türk kahvesinden başlayalım. Bir kişi için tepeleme bir tatlı kaşığı kahve ve yarım tatlı kaşığı şeker orta kahve için yeterli olacaktır. Soğuk suyunu da koyup iyice karıştırdıktan sonra kaşığı makinadan çıkarın ve düğmesine basın. Bir süre sonra suyun ısınmaya başladığını gösteren sesleri duymaya başlıyacaksınız, işte o andan itibaren gözünüzü kahvenin üstünden ayırmayın. Kahve ilk önce üstünde kaymağa benzer bir tabaka oluşturmaya başlıyor, işte bu tabaka oluştuktan sonra yanlardan minik kabarcıklar çıkmaya başlıyacak. Kabarcıklar çıktığı anda, kahve yükselmeye ve köpürmeye başlamadan hemen elektriği kesin ve fincanın yarısına kadar doldurun. Püf noktası kahvenin kesinlikle yükselmemesi. Yükselmesi köpüğün oluşmasına engel olmuyor, ancak kahvenin tadını acılaştırıyor. Acı bir kahve içmek istemiyorsanız kahvenin kesinlikle kaynamaması lazım. İlk işlemi yaptıktan sonra cezveyi tekrar yerine oturtup düğmesine basın ve bir kaç saniye içinde hemen tekrar kapatın. Yine fazla yükselmesine izin vermeden, kenarlarında kabarcıklar oluşunca kahveyi almış olmanız gerekiyor. Bu şekilde kahve hem pişmiş oluyor hem de kaynamamış oluyor. İki kişilikten fazla yapılan kahvelerde süre tabi ki biraz daha uzayacakatır. Püf noktası yandaki kabarcıklar.

Köpüksüz Türk kahvesi ise kahvesi, şekeri ve suyu konulduktan sonra tek seferde kaynatılarak yapılıyor ve daha acı bir tadı oluyor ancak kahvenin neredeyse tamamı dibine çökmüş oluyor. Acı kahve sevenler cezvenin sonuna kadar köpürmesine müsade etsin, Sonrasında düğmesini kapatıp kaşık yardımıyla karıştırıp var olan köpüğünü de iyice yok edip o şekilde fincana boşaltsın.

Son zamanlarda yaygınlaşmaya başlayan ve farklı isimlerle piyasaya sürülen rengi sütlü kahveyi andıran aromalı Türk kahveleri var. Bunlar kakuleli kahve, sultani kahve, paşa kahvesi gibi değişik adlarla anılıyor. Benim de çok sevdiğim lezzetler aslında, ancak bu kahvelerdeki kahve oranı daha düşük. Bildiğimiz Türk kahvesinin içine farklı aromalı tozlar karıştırılmış olduğundan hem kahve miktarını iki tatlı kaşığına çıkarın hem de pişirme yöntemini değiştirin. Şöyle ki: Bu tarz kahvelerin içine dikkatli baktığınızda daha taneli yapıda maddelerin olduğunu göreceksiniz. Bu taneler Türk kahvesi pişirme yöntemiyle tam olarak erimedikleri için tadlarını da tam olarak veremiyorlar ve hatta makinanın dibine biraz yapışıyorlar. Bunun da bir çözümü var tabi ki. Öncelikle dediğim gibi iki tatlı kaşığı kahveyi ve yarım tatlı kaşığı şekeri koyduktan sonra bir fincan sıcak suyu cezveye dökün ve taneler eriyene kadar iyice karıştırın. Eğer soğuk su dökerek karıştırırsanız taneler güzel erimiyor. Tanelerin iyice eridiğinden ve yumuşadığından emin olduktan sonra cezvenin düğmesine basın ve kahve köpürene kadar kapatmayın. Kahve köpürüp iyice yükseldikten sonra tek seferde fincana boşaltabilirsiniz. Kahve oranı daha düşük ve içindeki aromalardan dolayı köpürterek pişirmek kahvenin acılaşmasına engel oluyor ve aromasının iyice eriyerek kahveye karışmasını sağlıyor. Bu tarz kahveleri pişirmenin bir diğer yöntemi ise kahve ve şekeri koyduktan soğuk su koymak ve küçük bir tahta kaşık ile kahve pişene kadar kahveyi hiç durmadan karıştırmak. Sakın bu uygulamayı metal bir kaşıkla denemeyin elektrik çarpabilir. Ahşap elektriği iletmeyeceği için sakıncası yok. Köpürüp pişene kadar hiç durmadan karıştırırsanız da yine taneler eriyecek ve kahve dibine çöküp yapışmayacaktır.

Umarım anlaşılır bir dille anlatabilmişimdir, hepimize afiyet olsun:)

1 yorum:

  1. Bu yazıdan sonra aydınlandım resmen, çok teşekkürler. Ben de Türk Kahvesi aşığıyım ve köpüklü Türk kahvesine bayılıyorum. Ancak şu kaküleli kahve pişirmeyi beceremiyormuşum meğerse. Ben de aldığım kahveler güzel çıkmadı diye konu komşuya veriyordum bi kere yaptıktan sonra. Sıcak suyla karıştırarak tekrar deneyeceğim yapmayı :)

    YanıtlaSil