30 Kasım 2015 Pazartesi

Tığişi Kartanesi Nasıl Mı Yapılır?



Efendim geldi Aralık ayı gevşedi gönül yayı projesiyle karşınızdayım. Aslında her zaman ki gibi bunu da Smilenaworld'den gördüm, ama o bu sefer nasıl yapıldığını detaylı anlatmamış, pinterest hesabını paylaşmış, ben de uğraştım didindim gözümü kör eden o minicik taslak çizgilerden motifi çıkardım sonunda. Benim gibi sizin de gözleriniz kör olmasın diye de üşenmedim yapım aşamasını teeeek tek fotoğrafladım. Teşekküre hacet yok, amaç Türk kadınının gözlerini korumak! Ama ben yine anlatırken çok karmaşık bir şekilde anlatıcağım için pinterestteki şablonu da yazının en altına ekliyorum.

16 Kasım 2015 Pazartesi

Golden Rose Wonder Lash Rimel Tavsiye Etmemesi


Makyaj malzemesi olarak sadece tek bir ürün kullanabilirsin deseler, hiç tereddütsüz rimelimi alır kaçarım, o kadar önemli bire malzemedir benim için. Loreal yıllarca bu konuda bir çok çeşidiyle kalbimi kazanmış bir markadır, geçen yıla kadar hemen hemen bütün çeşitlerini kullanıp memnun kalmışımdır. 

Ancak geçen yıldan beri The Balm rimelimi kimselerle değişemez oldum, çok sevdim çok kullandım, ama yine de kendimi kısır döngüde bırakmamak adına Golden Rose Wonder Lash'e bi şans verdim. Aslında çok yakından takip ettiğim bi bloggerın kullandığını gözünce almaya karar vermiştim, kendim deneyimleyince kullanan kişiye inanamadım.

Öncelikle fırça yapısını hiç beğenmedim, her sürüşümde göz kapağıma değiyor bi şekilde. Senin elinin ayarı yoktur belki diye düşünecek olursanız 13 yıldır hemen hemen hergün rimel süren bir insan olduğumu hatırlatmak isterim.

Kirpiklerimi doğru düzgün uzatmıyor, dolgunlaştırmıyor ya da tek tek ayırmıyorum. Bu rimelin amacı ne anlamadım. Dolgunlaştırmayı hedefliyen rimeller tek tek ayırma konusunda yetersiz kalır ama size kalın kirpikler verir. Bu rimel hiç birini yapmıyor. Çok saçma. Mesela Loreal rimellerinin çoğu tek tek ayırma konusunda yetersiz kalıyor ama gerçekten kalın ve takma kirpik etkisinde kirpikler veriyor. Düğün makyajında tadınaki makyajlar için birebir. The Balm ise tek tek ayırıp biraz uzatıyor, günlük makyaj için çok uygun.

Uzun lafın kısası Golden Rose bizimle değilsin!

13 Kasım 2015 Cuma

Golden Rose Dip Liner Önermemesi




Ben aslında The Balm'ın rimel ve diplinerı dışında başka markalardan pek memnun kalmamış bir insanım. Ama yine de belki kör talihimi yenerim kendime güzel bir alternatif bulmuş olurum diyerek Golden Rose'a bir şans vermek istedim. Sonuç benim için koca bir hüsran oldu.



Öncelikle benim diplinerda çok dikkat ettiğim iki husustan bahsedeyim:

1- Fırça ucunun hafif sert bir yapıda olup kolay ve ince sürülmeyi sağlaması
2- Diplinerı sürer sürmez hemen göz kapağına yapışarak kuruması, böylece rütuş yaparken önce sürülen katın bozulmaması.

Ben bu iki konuda da istediğimi bulamadım:

1- Fırça ucu sertliği fena değil ancak istediğim incelik-kalınlıkta sürmemi sağlayamadı. Genelde daha kalın sürmek zorunda kaldım.
2- Boyası çok akışkan olduğu için sürer sürmez tenime yapışmıyor bu da suyla karışık boya sürmüşüm gibi bir etki yaratıyor. Dipliner benim için simsiyah ve net bir çizgi yaratmalı ancak net bir çizgi oluşturmak için fazla sulu bir yapısı var.

Neticede memnun kalmadım, tavsiye edemiyorum..

23 Eylül 2015 Çarşamba

Bebeğim Uyurken: Sarah Jio - Elveda Haziran



Eliz neredeyse bir aylık olmak üzere ve hayat yavaş yavaş (uyuduğum sürece) normale dönmeye başlıyor. Tabi ki kızımdan önceki hayatıma dönmem imkansız ama yine de geceleri uyuduğum sürece gündüzleri iyiyim ve kızımı uyuttuğum zamanlarda evde kendime yapacak bişeyler buluyorum. Kitap okumayı bu kadar sevdiğimi, bu uykusuz halimle bile kitap okuyarak kendime terapi yapma ihtiyacı hissedince anladım. Kitap okuyabiliyor olmak benim için hayatımın normal akışına girdiğini ve herşeyin yolunda olduğunu simgeliyor(muş).

Kitapyurdu sitesine yüzyıllardır üyeyim, kaç yıl olduğunu bilmiyorum. Bunun dışında daha başka kitap satış sitelerine üyeyim tabiki ve hepsinin kampanyalarını takip ediyorum. Şu günlerde Kitapyurdunda güzel bir kampanya var. Telefonunuza sitenin uygulamasını indirerek oradan alışveriş ederseniz 10 TL ve üzeri siparişlerinize kargo ödemiyorsunuz. Ben de bu kampanyadan faydalanarak ruhumu dinlendiren ve beynimi yormayan yazar Sarah Jio'nun Elveda Haziran kitabını sipariş ettim. Yanında kahve hediyesiyle birlikte bir günde elime ulaştı. Ben emziren bir anne olarak maalesef kahvemi içemiyorum ancak onun yerine gaz önceliyici Milupanın Rezene Çayını içerek bir saat kadar kitap keyfi yapabiliyorum. Çayın tadını değiştirmek için de biraz mandalin sıkıyorum, böylece çok lezzetli oluyor ama biraz iştah açıyor.

Sadede dönecek olursam, yine bildiğimiz alıştığımız Sarah Jio tarzı olan, hem geçmişte hem günümüzde geçen bir hikaye. Yine aynı akıcılıkta ve tatta. Bu sefer küçük bir kitapçıda geçen güzel ve sıcak bir hikaye. Bana çok iyi geldi, eminim size de iyi gelecektir.

22 Eylül 2015 Salı

Emziren Anne Tavsiyesi: Emzirme Yastığı


Doğum sonrası emzirme, anne için bazen travmaya dönebiliyor. Bi yandan çocuğu nasıl tutacağını bilmiyorsun, yenidoğan bebek memede uyuyup uyanarak emdiği için emzirme süresinin uzaması, uykusuzluk, sırt ağrıları derken gerçekten yorucu bir süreç olabiliyor.

Ben daha önce bir arkadaşımda kullanırken bire bir gördüğüm ve sonrasında kullandığım emzirme yastığından bahsetmek istiyorum size. Bu yarım ay şeklindeki içi orta sertlikte dolgulu yastığı karnınıza geçiriyorsunuz. Resme bakıp çok dar olduğunu düşünebilirsiniz ancak kendisi gayet esnek. Ben de resimlerine baktığımda "ben bunun içine sığmam karnımı acıtır, dikişlerimi rahatsız eder" diye düşünmüştüm ama kesinlikle çok konforlu bir ürün. Yastığı karnınıza geçirdikten sonra çocuğu üstüne yatırın ve isterseniz elinizi başının altına koyun isterseniz koymayın, yastık yüksek olduğu için bebek zaten göğsünüze denk geliyor ve siz sadece göğsünüzü tutarak emzirebiliyorsunuz hem de hiç eğilip bükülmeden. 

Ben aslında emzirme koltuğu almayı düşünürken bu yastık sayesinde yatakta koltukta her yerde çok rahat emzirebiliyorum. Yastığı kullanmaya başlamadan önce çok fazla sırt ağrısı yaşıyordum, hem de ELİZ küçük olduğu için tutmakta biraz zorlanıyordum. Ama yastık sayesinde kızım da rahat ve konforlu bir şekilde uzanmış oluyor, ben de hiç eğilmeden ve yorulmadan emzirmiş oluyorum. Bir de kızım o yastığın üstünde uyumaya bayılıyor, onun kolayca uyuması da benim iş yükümü hafifletiyor.

Bir çok markanın ürettiği bir ürün bu, biraz internet araştırması sayesinde en uygun fiyatlı olanını alın bence. Pahalı olanları ekstra birşey vaadetmiyor inanın. Ben çok memnun kaldım, tavsiyemdir.

21 Eylül 2015 Pazartesi

Sezeryan Doğum Sonrasında Yaşadıklarım 2



Doğumdan çıktıktan sonra, epiduralin etkisiyle ağrı sızı hissetmiyordum ve kızıma kavuştuğum için hem çok mutluydum hem de çok duygusaldım. Kızıma sarılıp sarılıp ağlıyordum mutluluktan ve sürekli Allaha şükrediyordum. Ancak bir süre sonra epiduralin etkisi azalmaya başladı. Bir yandan da ziyaretçilerimiz gelmeye başlamıştı. Hem mutluydum hem de bir yandan yavaş yavaş hissetmeye başladığım ağrılar nedeniyle gelen tebriklerin tadını tam çıkartamıyordum. Oysaki bana anlatılan sezeryanlarda anneler bebekleriyle hep çok mutlulardı, makyajlarını yapıp ziyaretçilerini karşılıyorlardı. Ben de makyaj çantamı götürmüştüm ama makyaj yapmak için hevesim yoktu ziraa ağrılarım vardı.

Belli bir süre sonra doktorum geldi ve doğum esnasında endometriozislere rastladıklarını ve hepsini yaktığını söyledi. Göğsümden aşağısında komple ağrım olduğunu söylediğimde nedeninin yapılan yakmak işlemi olduğunu söyledi. Zaten ağrı eşiği düşük bir insandım bir de başıma bu yakma işlemi çıkmıştı. Çifte kavrulmuş lokum gibi, çifte ağrı çekmeye başladım. Doğum sonrası akşam üzeri beni kaldırmaya gelen hemşirelerle ayağa kalkmak için çok çaba sarf ettim ve gerçekten ağrıdan nefes alamayacak kadar çok ağrı çekerek ayağa kalkmayı başardım. Benimle birlikte doğum yapan hatta benden sonra doğum yapan anneleri görüp onların nasıl kanlı canlı ve iyi olduğunu öğrenip bir de kendi halime baktıkça çok fazla üzülüyordum. Nitekim ağrılarım geçmeyince bir gün daha hastanede kaldım, bu arada bol bol hem epiduralden hem de normal enjeksiyon yoluyla ağrı kesici alarak ikinci günümü daha iyi geçirdim.

Üçüncü gün sabah eve çıkarken kendimi ağrı kesicilerin etkisiyle daha iyi hissediyordum ancak uykusuzluk ve yorgunluk yüzünden sütüm hala gelmemişti. Üçüncü gün eve çıktıktan sonra kızımı yıkadık, ben biraz yemek yedim ve akşam üstü biraz uyuyup dinlendikten sonra sütüm ancak gelebildi. Bu süreçte kızımı emzirmeye devam ediyordum ancak aç bırakmamak adına ve sarılık olduğu için mama vermeye devam ediyorduk. Sütüm geldikten sonra da hemen artmadı. Çocuğumu doyurabilecek seviyeye ancak 4-5 gün sonra geldi çünkü ben, yakma işlemi dolayısıyla karnımda var olan yaraların iyileşmesi ve enfeksiyon kapmaması için ağır yan etkileri olan ilaçlar içiyordum ve bu ilaçlar hem midemi mahvediyordu hem de bir yandan ağrılarım ara ara nüksediyordu. Bu durum benim yeterince yemek yiyemememe neden oluyordu. Yaklaşık bir hafta kadar peynir, ekmek ve tarhana çorbasıyla yaşadım ve bu süreçte çok süzüldüm. Bir yandan emzirdiğim için uykusuzdum bir yandan da ağrılarım vardı.

Ancak bir hafta sonra, sanki asla bitmeyecekmiş gibi görünen sıkıntılar fazlasıyla azaldı, ilaçlarım bitince yan etkilerini yaşamamaya başladım, ağrı kesicisiz bir hayatın olduğunu fark ettim ve yemek yemeğe başladım. Demem o ki, sezeryan sonrasında tek bir ağrı kesici almadan hayatına devam eden insanlar olduğu gibi benim gibi çok ağrısı olan ve sorun yaşayan insanlar bile bir hafta içinde bütün sorunlarını çözmüş oluyor.

Yaşadığım ağrılar nedeniyle keşke normal doğum yapsaydım,bir gün çekerdim sonra biterdi diye çok düşündüğüm oldu ama herşeyde bir hayır vardır, endometriozislerimden kurtulmuş oldum. Bu süreçte gaz sancısı veya tuvalet problemi yaşanların hikayelerini okudum bol bol, hatta doğumdan bir kaç gün sonra bile lağman yaptırmak zorunda kalanlara çok üzüldüm. Bu konuda benim tavsiyem ve yaptığım şudur ki, ağustos ayında doğum yaptığım halde doğum sonrasında ayağımda çorapla gezdim en az 10 gün boyunca ve uyurken karnımı mutlaka ince birşeyle örtüp sıcak tuttum. Bu sayede gaz sancılarını hafif atlattım. Bunun dışında kayısı kompostosu sindirime çok yardımcı oldu, kabızlık en büyük korkularımdan biriydi çünkü dikişlerin yeni olduğu zamanlarda insan karnını sıkmaya korkuyor. Bu iki tavsiyeme kulak verin gerçekten işe yarıyor.

Nitekim bir haftanın sonunda ben bile ayağa kalkmış ve rahatlıkla dolaşır olmuştum. Şuanda 25 günlük lohusayım ve hala daha hiç ameliyat olmamış bir insan gibi değilim tabiki de ama artık rahatlıkla yan yatabiliyorum, dikişlerimi pek hissetmiyorum, karnım baya bi söndü (ama yine var biraz tabiki de) ve gaz sancısı yaşamıyorum. Milupanın rezene çayı iştah açtığı halde gaz konusunda çok yardımcı onu da tavsiye ederim.

Allah isteyen herkese bu güzel annelik duygusunu tattırsın, yeryüzünde cennette olmak gibi güzel bi duygu, ancak bir zorunluluk olmadığı sürece normal doğumu tercih edin. Ben korktuğum için cesaret edemedim ancak sonrasında çektiğim acılar bana keşke dedirtti.

Sevgiler...

9 Eylül 2015 Çarşamba

Epidural Sezeryan ile Doğumum ve Sonrası-1




Tam 14 gün önce 26/08/2015 saat 11:49'da kızımız ELİZ'imi kucağıma aldım. Yavaş yavaş hayatıma eski alışkanlıklarımı sokmaya başlamışken, taze taze sizinle sezeryan ve sonrasında yaşadığım tecrübeleri paylaşmak istedim, çünkü ben normal doğumdan korkan bir insan olarak sezeryanın daha basit bir süreç olduğunu zannederken aslında hiç de anlatılanlar gibi olmadığını deneyimledim. Amacım, benim gibi google'dan  sezeryan doğum sonrasında dikiş ağrısından gaz sancısına kadar bir çok şeyi araştıran kişilere biraz ışık tutabilmek.

Söylediğim gibi, normal doğumdan çok korkuyordum ve zaten 6 santimlik miyomum olduğu için doğum esnasında miyomdan da kurtulurum, güle oynaya doğuma gider gelirim diye düşünerek sezeryanda ısrarcı oldum. Doğuma bir kaç gün kala aslında kızım aşağıya inmeye başlamıştı hissediyordum, belki bir kaç gün beklesem normal doğum yapıcaktım ister istemez. Ancak ben bir yandan ameliyathane ortamını hayal edip biraz kendimi korkuturken bir yandan da doğum yapıcağım günü iple çekiyordum. Genelde duyduklarım, doğumdan bir gece önce insanların heyecandan ve gerginlikten uyuyamadığı yönünde ama ben bildiğiniz güzel bir gece uykusu çekip sabah hastaneye gittim. 



Ben İzmirde Çınarlı Doğum Hastanesinde doğum yaptım, doktorum hastanenin başhekimi Ahmet Seçkin Önoğlu. Hem hastaneden hem de doktorumdan çok memnun kaldım, arayışta olanlara tavsiye ederim.

Neyse efendim, sabah hastaneye giriş yapıp odamıza yerleştikten bir süre sonra beni doğuma hazırlamak için ebe geldi, giysilerimi çıkardım, ameliyat giysilerini ve boneyi giydim, ailelerimiz ve arkadaşlarımızla vedalaşıp eşimle birlikte doğum katına çıktım. Heycanımı ve duygu yoğunluğumu fazla yansıtmamak için veda kısmını çok kısa kesip kaçarak çıktım odadan. Doğum katına eşimle ve ebeyle birlikte çıktım, doğumhanenin önünde eşimle yine çok kısa bir vedalaşma yaşayıp doğumhaneye girdim. Aslında o anda eşime sıkı sıkı sarılıp çok korktuğumu beni bırakmasını istemediğimi, ölmekten ve o ameliyat masasında kalmaktan, kızımı görememekten çok korktuğumu söylemek istedim ama eşimi de telaşlandırmak üzmek istemediğim için duygularımı içime gömüp gülerek yarım yamalak bir vedalaşma yaşadım.



Doğumhaneye girdiğimde gördüğüm kadarıyla 3 ya da daha fazla doğum odası vardı, ben ilk başta sağdaki odaya girdim ve odada bangır bangır pop müzik çalıyordu. İlk tepkim "burda parti mi yapıyorsunuz?" demek oldu. İnsanın moralini yükselten bir sistem, güzel buluş tebrik ediyorum uygulayan hastaneleri. Müzik sayesinde biraz moralim düzeldikten sonra doğum hemşiresi beni ameliyat masasına yan olarak yatırdı. Ben çorap giymeyi düşünüyordum, ayaklarımı üşütüp gaz sancısı yaşamamak için ama unutmuştum, o yüzden hemşire hemen bacaklarımı ve ayaklarımı örttü, ameliyat boyunca hiç üşümedim ve sonrasında gaz sancısı yaşamadım. Daha sonra teknisyen ve anestezi uzmanı gelip önce elime serum bağladılar sonra sırtımdan epidurali iki farklı yerden iğne gibi bişeyler yaparak verdiler. Bu işlemler esnasında acı hissetmiyorsunuz. Beni yan yatırıp ayaklarımı karnıma çektirdikleri için tekrar sırtımdan bastırmadılar ve epidural de bildiğiniz kabadan iğne olmaktan daha fazla acı verici değildi. Sonra hemşire sırtüstü yatmamı istedi ki bu benim için çok zor birşeydi ziraa ben hamileliğimin son aylarında karnım ağırlık yaptığı için sırtüstü yatamıyordum. Epidural sonrasında hemen sırtüstü döndüğümde ilk önce aynı ağırlığı hissettim ama bir dakika geçmeden o his kaybolmaya başladı ve çok rahat bir şekilde uzandım, bu da uyuşmaya başladığımın göstergesiydi. Hemen kollarımdan aşağısına çadır kurdular ve doktor ameliyathaneye geldi.

Huysuz ama tatlı bir doktorum var benim, gelip ilk önce burnumu sıktı "nasılsın" dedi, "korkuyorum" dedim, "ben de" dedi! İkimizde korktuğumuza göre sorun yoktu sanırım:) Ona sonsuz güvendiğim için biraz olsun rahatlamış hissettim kendimi. Sonra ameliyat başladı ben tabi hiç birşey anlamadım, sadece ağlamaya başladım, artık sinirlerim boşalmıştı, hem çok korkuyordum kızımı göremeden ölmekten hem de kızıma doğum esnasında bişey olur mu diye korkuyordum. Dokuz ay boyunca doğru düzgün ağlamayan bir hamile olarak, dokuz ayın sonunda tam bir sinir boşalması yaşadım. Sonra birden kızımın sesini duydum! 

Ben filmlerdeki gibi viyak viyak bir ağlama duymayı bekliyordum ama kızım fazla ağlamayınca doktora kızımın iyi olup olmadığını sordum, gayet sağlıklı olduğunu söyledi sonra bebeğimi yanağımın yanına getirdiler. Hayatım boyunca unutamayacağım, kelimelerle ifadenin zor olduğu bir andı. İlk görüşte aşk diye bir şey varmış, bir annenin çocuğundan başka kimseye hissedemeyeceği kadar güçlü bir duyguymuş. Kızımı ilk gördüğümde söylediğim ilk cümle " ne kadar güzelsin kızım" oldu. Pembe beyaz yumak yumak çok güzel bir kız çocuğu verdi Allah bana. Hemen kızımı öptüm bir kaç kere, sonra yanımdan götürdüler ve ben ameliyat bitene kadar hep şükrettim ve isteyen herkese Allah nasip etsin bu duyguyu diye dua ettim.

Kızım doğduktan sonra bir ara içim geçmiş, kısa süreliğine beni uyutmuşlar.Uyandığımda operasyon bitmek üzereydi, beni sedyeye geçirdiler ve odama indirdiler. Asansörden indiğimde çok güzel bir kalabalık beni koridorda bekliyordu, onları görünce tekrar ağlamaya başladım, Odama geçer geçmez kızımı hemen kucağıma verdiler, dünyanın en güzel duygusunu tekrar yaşadım, hissettim ve binlerce kez şükrettim. Henüz ağrılarım başlamadığım için güzel zamanlarımdı, önce kızımı emzirdim (sütüm pek olmadığı halde) sonra biraz yanımda yatırdım, ağladım güldüm, içimden gelen bütün duyguları doyasıya yaşadım. 

Ancak bir kaç saat sonra ağrılarımı hissetmeye başladım. Sezeryanın konforunu yaşamıştım evet, hiç zorlanmadan, ağrı acı çekmeden güle oynaya kızımı kucağıma almıştım. Ama şimdi sıra normal doğum yapanların rahat ettiği zamanlarda benim sezeryanın zor yanlarını yaşama vaktim gelmişti. Hem de doğum esnasında fark edilen, adını ilk kez duyduğum endometriozis operasyonunun ağrıları da cabası...

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Kızımın Odasında Son Rütuşlar



Doğuma tam 15 gün kaldı! Şaka gibi geliyor düşününce ama gerçek. Hem geçmek bilmeyen hem de çok çabuk geçen dokuz ayın sonuna geldim ve artık bebek alışverişi anlamında sadece kızımın odasının halısı dışında bir eksiğimiz kalmadı. Halı konusunda acelem yok ziraa zaten ilk altı ay bizim odamızda, yanımızda yatıcak bebeğim. Ayrıca İzmir'de hava sağlıklı insanlar için bile dayanılmaz sıcaklıktayken benim gibi karnı burnunda bi hamile için dışarı çıkıp halı aramak pek mantıklı değil.


Kızımın odasının mobilyalarını ve perdesini zaten çok önce almıştım ve bebeğimin eşyalarını bir aylık bir havalandırma döneminden sonra yerleştirmiştim. Dün de şifonyerin üzerindeki aynayı astık ve pufun üzerindeki askısını monte ettik. Şifonyerin üzerindeki ayna aslında ayna değildi. Madam Cocoda geçen sezon kapı çelengi olarak satılan bu aksesuarı aldığımda aklımda ayna olarak kullanmak vardı. İçine ayna monte ettirip asma aparatı eklettikten sonra evin giriş kapısının karşısında, holde kullanmaya başlamıştım. Ancak kızımın odasına çok daha fazla yakışınca yerini değiştirdim.

Bebeğim için aldığım ilk ürün olan nevresim takımı, English Home'dan aldığım duvar kağıdıyla müthiş bir uyum sağladı. İçime sinmeyen hiç bir şey yok Allah'a şükür, sadece kızım eksik:)


Bebek askısı aramıştım uzun zaman, ancak 3 lü paketler halinde satılan ahşap bebek askılarının fiyatları hep çok yüksek gelmişti ve sadece annelerin duygularına hitap ederek para kazanmaya çalışan firmalara sinir oluyorum. Gerçekçi fiyatlara sözüm yok ama boyutunu küçültüp bebek ürünü olduğu için çılgın fiyatlar vermemi beklemesin kimse. Kızımın bu renkli ahşap askılarını geçen ay Markafoni'de bir kampanyadan aldım. 20 tane almıştım ama daha çok bile alabilirmişim, çok canlandırdı kızımın dolabımı.


Bizde son durumlar böyle, artık iyice ağırlaştım ve evden pek çıkamaz oldum. Bunda havanın çok sıcak olmasının da önemi çok fazla. Belki bundan sonraki postumda kızınla tanıştırırım sizi:)


Hadi İnşallah..

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Kuşadası - Söke Bölgesinde Kahvaltı Mekanı Önerisi



Yazlık bölgelerde güzel kahvaltılar tatilin en güzel kısımlarından biri, bizim ülkemiz de çok şükür ki bu konuda her Yörede çok zengin. Avrupa ülkelerinde (Yunan Adaları hariç) tatillerin en kötü yanı güne kötü bir kahvaltıyla başlamak. Benim için bi kahve bi kruvasan asla bir kahvaltı değil ancak akşam yemeği öncesi dinlenme molası atıştırmalığı olabilir. Eğer siz de benimle aynı tercihteyseniz ve güzel bir kahvaltı için şehirdışına bile giderim diyorsanız, size çok güzel bir önerim var:) 






Ben hamileliğimin son aylarına girdiğim şu günlerde Kuşadası'nda ailemin yazlığında anne bakımı altındayım. Bu haftasonu eşim geldiğinde biraz yüksek ve manzaralı, doğanın içinde, yeşillikler eşliğinde bi köy kahvaltısı yapmak üzere sabah yola çıktık ve kendimizi yeniden Kuşadası - Söke arasında, resmi olarak Söke sınırları içinde kalan eskiden Ağaçlı Köyü olarak geçen, şimdilerde Ağaçlı Mahallesi olan güzel bir Köyde bulduk. Şans eseri, hiç bir tavsiye ve öneri okumadan güzelliğinden etkilenerek bir kahvaltı evine attık kapağı. Artık sadede gelebilirim sanırım:)




 Zeyt-İnci Kahvaltı Evi, İnci Hanım ve ailesi tarafından işletilen minik, yerel ama aynı zamanda modern bir mekan. Yüksek rakımlı köyün yamacında, yeşillikler içinde püfür püfür rüzgar eşliğinde vadi manzarası izleyerek bizim gibi güzel ve uzun saatler geçirebilirsiniz. Kahvaltıda çeşitlilik anlamında bence hiç bir sıkıntı yoktu, ancak daha da önemlisi verilen çeşitlerin lezzet bakımından tatmin edici olmasıydı. 



Bazen soğuk bir sigara böreği ve sosisi çeşit diye kahvaltı tabağına koyup yedirmeye çalışıyorlar ki bu en sevmediğim şey. Ya sıcak ve taze pişmiş servis edin ya da hiç vermeyin, keyfimi kaçırmayın! :) Neyse efendim Zeyt-İnci Kahvaltı Evinde 2015 Yazında iki kişilik serpme kahvaltının fiyatı 30 TL ve içerik olarak ekmek yerine , mekanın girişinde köylü teyze tarafından yapılan sıcacık bazlama, bol miktarda siyah ve yeşil zeytin, 6 çeşit bal ve reçel çeşitleri, çok lezzetli köy domatesi ve salatalığı, patates salatası, yoğurtlu patlıcan kızartması, sahanda yumurta, tereyağ, peynir ve sınırsız çay mevcut. Koca göbeğimle sıcak bazlama, tereyağ ve bala bi saldırışım vardı ki görmeniz lazımdı:) Sadece tek bir kusur bulabilirim peyniri çok lezzetli ancak miktar olarak azdı. Ekstra peynir almadık ancak alınabilir. Çayınız da termosta değil, çayınız bittikçe ev tipi bildiğimiz çaydanlıktan tazeleniyor.   


Kahvaltının lezzeti dışında biraz da mekanın dekorasyonundan bahsedeyim. Küçük bir alanda renkler kullanılarak (fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere) çok sıcak ve orijinal bir ortam yaratılmış. Suplalardan ahşap masaların boyasına ve resimlerde gördüğünüz daha bir çok şeyde mekan sahiplerinin emeği var. Güzel ve uzun bir kahvaltının ardından kahvelerinizi dinlenme köşesinde ya da hamakta sallanarak içebilirsiniz. Bende hamilelik dolayısıyla çarpıntı olduğu için çayın üstüne kahve içemedim, hamağı da koca göbeğim dolayısıyla kullanamadım. İnşallah bir daha ki sefere kızımla birlikte hamakta poz veririz:)   


Velhasıl Kuşadası ya da Söke yakınlarındaysanız serin serin kahvaltınızı edin, üstüne kahvenizi içip hamağınızda sallanın, çıkışta yan taraftaki bazlamacıdan bazlamanızı alıp bi de yöresel zeytinler, zeytinyağları ve zeytin sabunlarından alıp hem mideniz, hem ruhunuz hem de eliniz dolu dolu tatilinize devam edin. Tavsiye etmesi benden denemesi sizden:) Sevgiler..

10 Temmuz 2015 Cuma

Balkonda İftar Sofralarım


İftarda yenilen yemeklerin tadı da huzuru da bi ayrı oluyor bence. Ben bu sene hamilelik dolayısıyla oruç tutamasam da eşim sayesinde bu duyguyu yaşamaya devam ediyorum. Ancak artık ağırlaştığım için, yemek yapmak güzel sofralar hazırlamak bir hayli yorucu olmaya başladı. Bu nedenle basit menülere yöneliyorum, bir önceki yazımda bahsettiğim gibi. İzmirde hava akşamları da çok sıcak olduğu için, esintisiz olan akşamlarda evin içinde klima eşliğinde iftar yapıyoruz ama onun dışında genelde balkonda olmayı tercih ediyoruz. Bostanlı sahiline bakan balkonumuz sayesinde manzaramız da güzel olduğu için, bu sene bizi balkonda yakalayabilirsiniz:) Resimler iftara bir kaç dakika kala hava kararmak üzereyken çekildiği için netlikleri çok iyi değil.

Yukarıdaki iftar soframızın konseptinden de anlayabileceğiniz gibi bir balık gecesi söz konusuydu. Biz balığı fileto haline getirip tost makinesini en yüksek ayarda ısıttıktan sonra 15-20 dakikada pişiriyoruz. İki balıktan çıkan 4 filetoyu aynı anda pişirebiliyoruz aklınızda bulunsun. Bu aralar favorilerimizin arasında balığın yanında actifryda yapılmış patates kızartması var. Böylece hem balığı hem de patatesi kızartma tadında ama yağsız yemiş oluyoruz ve iftarda ağır yemek yemiş olmuyoruz.


Üstteki resimdeki menümüzde ise mercimek çorbası, kaşarlı mantar sote ve ızgara bonfile vardı. Bonfileyi de biraz dövdürerek yine tost makinasında yapıyorum, benim için pratik bir yöntem oldu. Evlendikten 3 sene sonra tost makinasını keşfetmem de ilginç tabi:) Dediğim gibi basit menülerden gitmeye çalışıyorum ama bi kere de patlıcan karnıyarık yaptım, lütfen yani o kadar da tembel değilim! :)

9 Temmuz 2015 Perşembe

Kıymalı Patetesli Kolay El Açması Börek

Hamileliğimin son sekiz haftalık bölümüne girdim bile ve artık resmi olarak izinliyim:) Bu sene hamilelik dolayısıyla oruç tutamıyorum ama eşim bırakmadan tutmaya devam ediyor. Aslında biraz nefes darlığı ve kalp çarpıntısı olan bir hamile için fazla bir hazırlık yapamıyorum iftar için, kolay menülere yöneliyorum ve yemek yaptığım günlerde evde başka hiç bişey yapamıyorum. Ama yine de mutfağı seven biri olarak evde onca iş beni beklerken geçen günlerde Nurselin Mutfağını izlerken gördüğüm Arnavut Böreğinden esinlenerek ben de iftar için uyduruk bir börek yaptım. Elde açma börek daha önce hiç yapmamış biri için bile fazla hata yapma ihtimali olmayan bu kolay böreği belki siz de iftar için yaparsınız diye düşünerek paylaşmaya karar verdim.



Ben burada tam olarak malzeme listesi vermiyorum çünkü ben de evde hamuru tutarken evdeki un miktarı kadar hamur yapabildim. O yüzden tam bir ölçüm yok, sadece böreği yaparken kullanılan mantık hoşuma gittiği için daha çok ondan bahsedicem.

Sadece un, su ve tuz kullanarak bir hamur tutun. İki kişilik, tart kalıbı büyüklüğüne yakın bir börek için en az 2 bardak veya biraz daha fazla un kullanmanızı tavsiye ederim. Hamurunuzu tuttuktan sonra buzdolabında dinlenmeye bırakın ve bu arada böreğin içini hazırlayın.

İç harç olarak ben biraz sıvı yağ konmuş tavaya çiğ olarak bir adet büyük boy patatesi rendeledim ve patatesler neredeyse pişme noktasına gelene kadar güzelce soteledim. Patatesler sotelendikten sonra içerisine 250 gram kadar kıymayla birlikte tuz ve karabiber ekledim. Kıymalar da piştikten sonra harcın altını kapattım.

Buzdolabında dinlenmiş olan hamuru öncelikle iki eşit bezeye ayırdım. Bezelerden biri böreğin altı için, diğeri üstü için kullanılıyor. Her bir büyük bezeyi de 4'e böldüm, yani toplam da 8 eşit bezeye sahip oldum. Yaklaşık elimin büyüklüğünde açtığım bir bezenin üzerine tereyağ ve sıvı yağ karışımı sürüp bir köşeye aldım. Açtığınız bezenin tam bir yuvarlak olması ya da şekli pek önemli değil, bu da benim gibi acemiler için oldukça önemli bir detay ziraa öyle güzel hamur açmak gibi bir becerim yok henüz.

Sonra bir bezeyi daha elimin büyüklüğünde açıp, üzerine yağ sürdüğüm açılmış bezenin üzerine koydum ve bu şekilde aralarında yağ olan 4 tane bezeyi üst üste getirdikten sonra hepsini birlikte biraz daha büyüttüm. Çok fazla açmanıza gerek yok çünkü geri kalanını ellerinizle halledebiliyorsunuz. Açtığınız tabanı tepsiye koyun ve ellerinizle tepsinin büyüklüğüne getirin ve üzerine harcınızı koyun. Tekrar üzeri için aynı şekilde dört bezeyi üst üste getirerek açın ve böreğin üstünü kapatın. İsterseniz işleminiz burada bitebilir. 

Ancak benim gibi biraz görüntüsünü güzelleştirmek isterseniz kenarlarını alttan üste doğru ufak ufak yuvarlayarak şekil verin ve fırına koymadan önce kesin. Anlatması uzun gibi görünse de normal elde açma börekler için gerekli olan yufka açma işlemine ihtiyaç duymayan, bezeyi biraz büyüttükten sonra gerisini elinizle büyüterek mükemmel yuvarlaklara ihtiyaç olmadan yapabileceğiniz bir börek.

Ben üzerine yumurta sarısı bile sürmedim, katların arasına sürdüğüm yağdan kalanını gezdirdim üzerine ve 190-200 derece arasında kontrollü pişirdim. Ben becerdiysem siz de yapabilirsiniz, sözüm tecrübelilere değil, benim gibi acemilere:)


3 Temmuz 2015 Cuma

Bebeğimin Odasını Hazırlarken 2-Kızımın Pembe Sepet Beşiği


Merhabalar.. Yazıcak çok şeyim var ama yazmaya mecalim yok, malum artık karnı burnunda 31 haftalık bir gebeyim ve doğuma sadece 7 haftam kaldı. Aslında şu sıralar Ramazan sofralarından, iftar menülerinden bahsetmek isterdim ama maalesef öyle pek süslü sofralarım olamıyor. Kızımla ilgili yazılmayı bekleyen bir çok konu başlığı sırasını beklediği için ben de Ramazan ayında belki pek ilginizi çekmeyecek olsa da, hamile anne adayları için fikir olması amacıyla kızıma aldığımız sepet beşik maceramızdan söz edeyim biraz.

Kızımız ilk doğduğunda odamızda yatıracağımız beşiğe karar vermek pek de kolay olmadı aslında. Farklı tarzda ürünler kullanan annelerden deneyimlerini dinledikten sonra kafamız bir hayli karışmıştı. Genel olarak park yataklardan çok memnun kalındığını ve uzun süreli kullanım ve taşınabilir olmasının bunda çok önemli bir payı olduğunu duydum çoğu kişiden. Oysa ben park yatakların görüntülerini genel olarak çok sevmiyorum ve daha ilk çocuğum olduğu için bir çok anne gibi işlevsellikten ziyade görselliğe yöneliyordum:) Yatak odama park yatağı sığdırabilmem biraz zor olacaktı. (sepet beşiklerden daha büyük bir alan kaplıyorlar) Bu durum benim en kurtarıcı bahanem oldu. 



Park yatağı şimdilik egale ettikten sonra sepet beşik seçimine gelmişti sıra. Farklı tarzlarda ve boyutlarda sepet beşikler mevcut. İlk önce Funna Baby'nin sepet beşiğini görsel olarak ve taşınabilir olması nedeniyle çok beğendim, ancak beşiğin boyutunun bir çok sepet beşikten küçük olduğunu fark edince (sadece 3-4 aya kadar kullanılabilir duruyordu) vazgeçtim.

Daha sonra ahşap çerçeveli bir çok yerde örneğini görebileceğimiz içi beyaz tekstilli olan beşikleri araştırmaya başladım. Bir çok bebek mağazasını dolaştım ve sonuçta önemli olanın beşikle birlikte takımın içindeki yatak olduğuna karar verdim. Çünkü aynı görünümdeki beşiklerin arasında 150 -200 lira arasında fark olunca ilk etapta daha ucuz olan cazip geliyor, ancak aradaki farkın beşiğin içindeki yatakların kalitesinden geldiğini öğrendim. Pamuk yatak verilen beşikler daha ucuzken, içinde süngere benzeyen bebek yatağı olan beşikler biraz daha pahalı. Ancak pamuk yatakların lime lime dökülen dengesiz ve düz olmayan yapısı bence bebeklerin omurgası için hiç de iç açıcı değil. 



Tam da beyaz ahşap çerçeveli, beyaz tekstilli ve normal yatağı olan bir beşikte karar kılmışken eşimin isteği üzerine İzmirlilerin yakından tanıdığı Mina Baby Mağazasına gittik ve yukarıdaki resimlerde gördüğünüz Aybi Baby markalı Little Princess beşiği gördüm ve vuruldum!

Erkekler için mavi "Little Prince" kızlar içinse pembe "Little Princess" versiyonları olan bu beşik hem boyut olarak, hem ahşabından tekstiline herşeyinin organik olması hem de yatağının kalitesi ile sadece görsellik değil işlevsellik anlamında da bütün ihtiyaçlarımı karşıladı. Bunların dışında benim en çok hoşuma giden şey, bir çok sepet beşik takımındaki örtülerin ve yastıkların şifon ya da dantel kaplamalı ve işlemeli olması nedeniyle sadece süs olarak kullanılabilecekken bu takımın hem yastığı hem örtüsü günlük kullanıma çok uygun ve yumuşacık kumaştan yapılmış olması. Normal yastığının dışında taç şeklindeki süs yastığı da güzel bir takı yastığı olabilir, o nedenle ayrıca takı yastığı yapmayı düşünmüyorum. Beşik hem sallanabilir hem de arka iki ayağında tekerleklerinin olması nedeniyle taşınabilir durumda. Markanın reklamını yapmış gibi oluyorum ama gerçekten çok içime sinerek aldığım bir beşik olduğu için kararsız kalan benim gibi anne adaylarına fikir vermek tek amacım.

Şimdilik kızımız doğmadan boş beşiği sallayarak avunuyoruz, umarım kızımız beşiğini doldurduğunda, kullanım sonrası fikirlerimi de paylaşıcam. 

Sevgiler..

17 Haziran 2015 Çarşamba

Damla Çikolatalı, Fındıklı, Cornflakesli Kurabiye Tarifi



Ramazana bir gün kala eşime damla çikolatalı güzel bir kurabiye yapmak düşüncesiyle yola çıktım ama, yaptığım kurabiyeyi o kadar sevdim ki (normalde kurabiye pek sevmem) kendime bir güzellik yapmış gibi oldum. Daha önce hiç yapmadığım ama internet sitelerinde tarifini gördüğüm cornflakesli kurabiye tarifiyle birleştirerek bişeyler ortaya çıkardım. Aslına bakarsanız, gördüğüm tariflerde genelde dış kısımda kaplama olarak kullanılan cornflakesi ben iç malzeme olarak kullandım ve kurabiyeye biraz çıtırlık katmış oldum.

10 Haziran 2015 Çarşamba

Baby Shower Hazırlıkları 3- Şeker Hamurlu Pasta Yapımı

Şeker Hamurlu Pasta Yapmanın Püf Noktaları:

Ben daha püf noktası vericek kadar pasta yapımında olgunlaşmadım, bu gerçek. Sadece kendi yaşadığım talihsizlikleri siz yaşamayın diye özellikle bu başlığı açıyorum. Bazı tavsiyelerim ve bazı tavsiye etmemelerim olucak:)

Öncelikle eğer benim gibi iki katlı bir pasta yapmayı planlıyorsanız kendinize güzel bir pandispanya tarifi bulun ve bu konuda bir kaç deneme yapın ya da doğrudan hazır satılan pasta tabanlarını kullanın. Ben pandispanya yapmadığım için daha önce, kendi kakaolu kek tarifimi kullandım ve kek çok kabarıp üstü çatladığı için, keki ikiye bölerek iki kat kek elde edemedim. İki katlı pasta için lazım olan 4 parça kek için 4 kere kek pişirip üstlerini keserek kullanmak zorunda kaldım. Tadı güzel oldu ama aşırı derecede yorucu oldu. Hele bir de hamile olduğumu düşünürseniz, nerdeyse pişman olucak noktaya geldim:)

4 Haziran 2015 Perşembe

Baby Shower Hazırlıkları 2- Ponpon Yapımı

Baby shower'a son bir kaç gün! Süslemeler için tüm hazırlıklarım bitti. Bugünden itibaren cupcakeler, kurabiyeler ve pasta yapımıyla uğraşıcam. Bir de tabi hediyelik ojeler var ancak onları süslemek için artık vaktim yok, üstlerine sadece sticker yapıştırmayı düşünüyorum.

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Baby Shower Hazırlıkları 1- Etamin Lavanta Kesesi

Yaklaşık iki ay önce yaşadığımız tatsız bir durum nedeniyle 45 evde istirahat etmek zorunda kalmıştım. O süreçte pek halim olmadığı ve canım da sıkkın olduğu için blogta da pek aktif olamadım. 45 günlük raporun ilk 20 gününde bayık bayık evde yattıktan sonra geri kalan 25 gününde biraz daha kendime geldim ve 7. ayımın başında erken bir baby shower yapmaya karar verdim. Genel de son aylarda yapılan bu etkinlik, havaların daha da ısınacak olmasından ve son aylarımda kendime güvenemeyeceğim için, hazır karnımda çıkmış ve tam bir hamile görünümüne kavuşmuşken Haziran'ın başında bu işi halledeyim dedim. Zaten evde olduğumdan ve fazlaca da dışarı çıkamadığımda bol bol el işlerine sardım. 


Yine böyle evdekileri değerlendirmece usulü kendime iş çıkartırken memuriyetimin ilk yıllarını geçirdiğim Ordu'dayken aldığım 5 yıllık etamin kumaşımı buldum. O kadar çok almışım ki masa örtüsü mü yapsam Amerikan servis mi yapsam derken bebek partisi için etaminden lavanta keseleri hazırlamaya karar verdim. Muhtemelen raporlu olmasaydım 43 tane lavanta kesesi yapma işine girişmezdim:) Nitekim bayağı vakit alıyor. Ancak zamanın nasıl geçtiğini anlamadan evdeki sıkıcı günlerimde can kurtarıcı oldu bu iş benim için. Etamin kumaşımla birlikte aldım iplerimi de buldum ve daha önce kurdele nakışı kursunda kullandığım ve elimde fazladan bulunan kurdelaları da değerlendirerek hiç evden çıkmadan (nasıl bir kirli çıkıysam artık !) etaminlerimin 33 tanesini tamamladım. Neden 33 tane derseniz elimdeki kumaştan ve ipten o kadar sayıda çıktı. Ancak parti tahminim 40 kişi civarında olucağı için işe başlayınca 10 tane kese yapıcak kadar etamin, ip ve kurdela daha aldım.

14 Mayıs 2015 Perşembe

Örgü Kalpli Flama Yapımı




Kız kardeşim Sun Expresste kabin memuru olarak çalışmaya başlayınca, İzmir'den Ankaraya taşınmak zorunda kaldı. Tam bebek arifesinde ve biraz da sorunlu bir hamilelik geçirdiğim için istediğim gibi destek olamadım ona, ben de minik şeylerle hayatını, evini renklendirmek istedim. Bu konudaki idolüm Smilenaworld'de gördüğüm minik kalpleri flama haline getirdim.

7 Nisan 2015 Salı

Toz Pudingli Kakaolu Kek

Hamileliğimin başından beri mutfakla aram pek iyi olmadı maalesef, ancak 4. ayı bitirip 5. ayı ortaladığım şu günlerde artık tiksinmelerim oldukça azaldı ve iştahım açıldı. Bu iyi bişey mi kötü bişey mi emin değilim, ziraa ilk kilomu almış bulunuyorum. 

Hamileliğimin öncesinde eşim de bende ev yapımı kek sevdiğimiz için, her haftasonu mutlaka kek pişirirdim, 4 aylık bir aradan sonra ilk defa deneyip çok da memnun kaldığım bir tarifle sahalara geri dönüyorum. Hazır kek gibi içi tok olan, sünger gibi basılmayan çok lezzetli bu keki denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.


27 Şubat 2015 Cuma

Bebeğim Odasını Hazırlarken 1 - Nevresim Takımı



Dün itibariyle artık minik bebeğimin cinsiyetini öğrendik. Hamilelik boyunca gözüm hep pembe giysilere ve kız bebeklere takılıyordu ve sonunda bebeğimizin cinsiyetinin KIZ olduğunu öğredik:) 13 haftadır alışveriş yapmak için sabırsızlıkla beklediğim için hemen bir kaç parça aldım tabi. Ancak bugün bahsetmek istediğim konu bebek odası.

20 Ocak 2015 Salı

Kristin Hannah / Firefly Lane / Ateş Böceği Yolu


Kristin Hannah üniversitede bir yandan avukatlık okuyup bir yandan yazar olma hayalleri kurarken, annesinin ölümünün ardından yazarlıktan vazgeçer ve avukatlık yaparak hayatını kazanmaya başlar. Evlenip ilk çocuğuna hamile kaldığında, aylarca yatak istirahati yapmak zorunda kalır ve bu süreçte eşinin de desteğiyle tekrar yazmaya başlar. İlk kitabının taslağı, bebeği doğduğunda elindedir.

13 Ocak 2015 Salı

Zigzag Motifli Tığişi Battaniye



Hepimiz Smilenaworld'ün askerleriyiz:) Ondan gördük, bu hastalığı ondan kaptık sanırım. Dün kendisi de  yapılışını İngilizce olarak resimlerle anlatan sitenin linkini paylaşmış. Ancak ben o siteden bakarak dönüşleri tam olarak doğru yapamadım, gittikçe yanlardan genişledi.

Follow Me From Bloglovin

Follow on Bloglovin