10 Ağustos 2015 Pazartesi

Kızımın Odasında Son Rütuşlar



Doğuma tam 15 gün kaldı! Şaka gibi geliyor düşününce ama gerçek. Hem geçmek bilmeyen hem de çok çabuk geçen dokuz ayın sonuna geldim ve artık bebek alışverişi anlamında sadece kızımın odasının halısı dışında bir eksiğimiz kalmadı. Halı konusunda acelem yok ziraa zaten ilk altı ay bizim odamızda, yanımızda yatıcak bebeğim. Ayrıca İzmir'de hava sağlıklı insanlar için bile dayanılmaz sıcaklıktayken benim gibi karnı burnunda bi hamile için dışarı çıkıp halı aramak pek mantıklı değil.


Kızımın odasının mobilyalarını ve perdesini zaten çok önce almıştım ve bebeğimin eşyalarını bir aylık bir havalandırma döneminden sonra yerleştirmiştim. Dün de şifonyerin üzerindeki aynayı astık ve pufun üzerindeki askısını monte ettik. Şifonyerin üzerindeki ayna aslında ayna değildi. Madam Cocoda geçen sezon kapı çelengi olarak satılan bu aksesuarı aldığımda aklımda ayna olarak kullanmak vardı. İçine ayna monte ettirip asma aparatı eklettikten sonra evin giriş kapısının karşısında, holde kullanmaya başlamıştım. Ancak kızımın odasına çok daha fazla yakışınca yerini değiştirdim.

Bebeğim için aldığım ilk ürün olan nevresim takımı, English Home'dan aldığım duvar kağıdıyla müthiş bir uyum sağladı. İçime sinmeyen hiç bir şey yok Allah'a şükür, sadece kızım eksik:)


Bebek askısı aramıştım uzun zaman, ancak 3 lü paketler halinde satılan ahşap bebek askılarının fiyatları hep çok yüksek gelmişti ve sadece annelerin duygularına hitap ederek para kazanmaya çalışan firmalara sinir oluyorum. Gerçekçi fiyatlara sözüm yok ama boyutunu küçültüp bebek ürünü olduğu için çılgın fiyatlar vermemi beklemesin kimse. Kızımın bu renkli ahşap askılarını geçen ay Markafoni'de bir kampanyadan aldım. 20 tane almıştım ama daha çok bile alabilirmişim, çok canlandırdı kızımın dolabımı.


Bizde son durumlar böyle, artık iyice ağırlaştım ve evden pek çıkamaz oldum. Bunda havanın çok sıcak olmasının da önemi çok fazla. Belki bundan sonraki postumda kızınla tanıştırırım sizi:)


Hadi İnşallah..

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Kuşadası - Söke Bölgesinde Kahvaltı Mekanı Önerisi



Yazlık bölgelerde güzel kahvaltılar tatilin en güzel kısımlarından biri, bizim ülkemiz de çok şükür ki bu konuda her Yörede çok zengin. Avrupa ülkelerinde (Yunan Adaları hariç) tatillerin en kötü yanı güne kötü bir kahvaltıyla başlamak. Benim için bi kahve bi kruvasan asla bir kahvaltı değil ancak akşam yemeği öncesi dinlenme molası atıştırmalığı olabilir. Eğer siz de benimle aynı tercihteyseniz ve güzel bir kahvaltı için şehirdışına bile giderim diyorsanız, size çok güzel bir önerim var:) 






Ben hamileliğimin son aylarına girdiğim şu günlerde Kuşadası'nda ailemin yazlığında anne bakımı altındayım. Bu haftasonu eşim geldiğinde biraz yüksek ve manzaralı, doğanın içinde, yeşillikler eşliğinde bi köy kahvaltısı yapmak üzere sabah yola çıktık ve kendimizi yeniden Kuşadası - Söke arasında, resmi olarak Söke sınırları içinde kalan eskiden Ağaçlı Köyü olarak geçen, şimdilerde Ağaçlı Mahallesi olan güzel bir Köyde bulduk. Şans eseri, hiç bir tavsiye ve öneri okumadan güzelliğinden etkilenerek bir kahvaltı evine attık kapağı. Artık sadede gelebilirim sanırım:)




 Zeyt-İnci Kahvaltı Evi, İnci Hanım ve ailesi tarafından işletilen minik, yerel ama aynı zamanda modern bir mekan. Yüksek rakımlı köyün yamacında, yeşillikler içinde püfür püfür rüzgar eşliğinde vadi manzarası izleyerek bizim gibi güzel ve uzun saatler geçirebilirsiniz. Kahvaltıda çeşitlilik anlamında bence hiç bir sıkıntı yoktu, ancak daha da önemlisi verilen çeşitlerin lezzet bakımından tatmin edici olmasıydı. 



Bazen soğuk bir sigara böreği ve sosisi çeşit diye kahvaltı tabağına koyup yedirmeye çalışıyorlar ki bu en sevmediğim şey. Ya sıcak ve taze pişmiş servis edin ya da hiç vermeyin, keyfimi kaçırmayın! :) Neyse efendim Zeyt-İnci Kahvaltı Evinde 2015 Yazında iki kişilik serpme kahvaltının fiyatı 30 TL ve içerik olarak ekmek yerine , mekanın girişinde köylü teyze tarafından yapılan sıcacık bazlama, bol miktarda siyah ve yeşil zeytin, 6 çeşit bal ve reçel çeşitleri, çok lezzetli köy domatesi ve salatalığı, patates salatası, yoğurtlu patlıcan kızartması, sahanda yumurta, tereyağ, peynir ve sınırsız çay mevcut. Koca göbeğimle sıcak bazlama, tereyağ ve bala bi saldırışım vardı ki görmeniz lazımdı:) Sadece tek bir kusur bulabilirim peyniri çok lezzetli ancak miktar olarak azdı. Ekstra peynir almadık ancak alınabilir. Çayınız da termosta değil, çayınız bittikçe ev tipi bildiğimiz çaydanlıktan tazeleniyor.   


Kahvaltının lezzeti dışında biraz da mekanın dekorasyonundan bahsedeyim. Küçük bir alanda renkler kullanılarak (fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere) çok sıcak ve orijinal bir ortam yaratılmış. Suplalardan ahşap masaların boyasına ve resimlerde gördüğünüz daha bir çok şeyde mekan sahiplerinin emeği var. Güzel ve uzun bir kahvaltının ardından kahvelerinizi dinlenme köşesinde ya da hamakta sallanarak içebilirsiniz. Bende hamilelik dolayısıyla çarpıntı olduğu için çayın üstüne kahve içemedim, hamağı da koca göbeğim dolayısıyla kullanamadım. İnşallah bir daha ki sefere kızımla birlikte hamakta poz veririz:)   


Velhasıl Kuşadası ya da Söke yakınlarındaysanız serin serin kahvaltınızı edin, üstüne kahvenizi içip hamağınızda sallanın, çıkışta yan taraftaki bazlamacıdan bazlamanızı alıp bi de yöresel zeytinler, zeytinyağları ve zeytin sabunlarından alıp hem mideniz, hem ruhunuz hem de eliniz dolu dolu tatilinize devam edin. Tavsiye etmesi benden denemesi sizden:) Sevgiler..