23 Eylül 2015 Çarşamba

Bebeğim Uyurken: Sarah Jio - Elveda Haziran



Eliz neredeyse bir aylık olmak üzere ve hayat yavaş yavaş (uyuduğum sürece) normale dönmeye başlıyor. Tabi ki kızımdan önceki hayatıma dönmem imkansız ama yine de geceleri uyuduğum sürece gündüzleri iyiyim ve kızımı uyuttuğum zamanlarda evde kendime yapacak bişeyler buluyorum. Kitap okumayı bu kadar sevdiğimi, bu uykusuz halimle bile kitap okuyarak kendime terapi yapma ihtiyacı hissedince anladım. Kitap okuyabiliyor olmak benim için hayatımın normal akışına girdiğini ve herşeyin yolunda olduğunu simgeliyor(muş).

Kitapyurdu sitesine yüzyıllardır üyeyim, kaç yıl olduğunu bilmiyorum. Bunun dışında daha başka kitap satış sitelerine üyeyim tabiki ve hepsinin kampanyalarını takip ediyorum. Şu günlerde Kitapyurdunda güzel bir kampanya var. Telefonunuza sitenin uygulamasını indirerek oradan alışveriş ederseniz 10 TL ve üzeri siparişlerinize kargo ödemiyorsunuz. Ben de bu kampanyadan faydalanarak ruhumu dinlendiren ve beynimi yormayan yazar Sarah Jio'nun Elveda Haziran kitabını sipariş ettim. Yanında kahve hediyesiyle birlikte bir günde elime ulaştı. Ben emziren bir anne olarak maalesef kahvemi içemiyorum ancak onun yerine gaz önceliyici Milupanın Rezene Çayını içerek bir saat kadar kitap keyfi yapabiliyorum. Çayın tadını değiştirmek için de biraz mandalin sıkıyorum, böylece çok lezzetli oluyor ama biraz iştah açıyor.

Sadede dönecek olursam, yine bildiğimiz alıştığımız Sarah Jio tarzı olan, hem geçmişte hem günümüzde geçen bir hikaye. Yine aynı akıcılıkta ve tatta. Bu sefer küçük bir kitapçıda geçen güzel ve sıcak bir hikaye. Bana çok iyi geldi, eminim size de iyi gelecektir.

22 Eylül 2015 Salı

Emziren Anne Tavsiyesi: Emzirme Yastığı


Doğum sonrası emzirme, anne için bazen travmaya dönebiliyor. Bi yandan çocuğu nasıl tutacağını bilmiyorsun, yenidoğan bebek memede uyuyup uyanarak emdiği için emzirme süresinin uzaması, uykusuzluk, sırt ağrıları derken gerçekten yorucu bir süreç olabiliyor.

Ben daha önce bir arkadaşımda kullanırken bire bir gördüğüm ve sonrasında kullandığım emzirme yastığından bahsetmek istiyorum size. Bu yarım ay şeklindeki içi orta sertlikte dolgulu yastığı karnınıza geçiriyorsunuz. Resme bakıp çok dar olduğunu düşünebilirsiniz ancak kendisi gayet esnek. Ben de resimlerine baktığımda "ben bunun içine sığmam karnımı acıtır, dikişlerimi rahatsız eder" diye düşünmüştüm ama kesinlikle çok konforlu bir ürün. Yastığı karnınıza geçirdikten sonra çocuğu üstüne yatırın ve isterseniz elinizi başının altına koyun isterseniz koymayın, yastık yüksek olduğu için bebek zaten göğsünüze denk geliyor ve siz sadece göğsünüzü tutarak emzirebiliyorsunuz hem de hiç eğilip bükülmeden. 

Ben aslında emzirme koltuğu almayı düşünürken bu yastık sayesinde yatakta koltukta her yerde çok rahat emzirebiliyorum. Yastığı kullanmaya başlamadan önce çok fazla sırt ağrısı yaşıyordum, hem de ELİZ küçük olduğu için tutmakta biraz zorlanıyordum. Ama yastık sayesinde kızım da rahat ve konforlu bir şekilde uzanmış oluyor, ben de hiç eğilmeden ve yorulmadan emzirmiş oluyorum. Bir de kızım o yastığın üstünde uyumaya bayılıyor, onun kolayca uyuması da benim iş yükümü hafifletiyor.

Bir çok markanın ürettiği bir ürün bu, biraz internet araştırması sayesinde en uygun fiyatlı olanını alın bence. Pahalı olanları ekstra birşey vaadetmiyor inanın. Ben çok memnun kaldım, tavsiyemdir.

21 Eylül 2015 Pazartesi

Sezeryan Doğum Sonrasında Yaşadıklarım 2



Doğumdan çıktıktan sonra, epiduralin etkisiyle ağrı sızı hissetmiyordum ve kızıma kavuştuğum için hem çok mutluydum hem de çok duygusaldım. Kızıma sarılıp sarılıp ağlıyordum mutluluktan ve sürekli Allaha şükrediyordum. Ancak bir süre sonra epiduralin etkisi azalmaya başladı. Bir yandan da ziyaretçilerimiz gelmeye başlamıştı. Hem mutluydum hem de bir yandan yavaş yavaş hissetmeye başladığım ağrılar nedeniyle gelen tebriklerin tadını tam çıkartamıyordum. Oysaki bana anlatılan sezeryanlarda anneler bebekleriyle hep çok mutlulardı, makyajlarını yapıp ziyaretçilerini karşılıyorlardı. Ben de makyaj çantamı götürmüştüm ama makyaj yapmak için hevesim yoktu ziraa ağrılarım vardı.

Belli bir süre sonra doktorum geldi ve doğum esnasında endometriozislere rastladıklarını ve hepsini yaktığını söyledi. Göğsümden aşağısında komple ağrım olduğunu söylediğimde nedeninin yapılan yakmak işlemi olduğunu söyledi. Zaten ağrı eşiği düşük bir insandım bir de başıma bu yakma işlemi çıkmıştı. Çifte kavrulmuş lokum gibi, çifte ağrı çekmeye başladım. Doğum sonrası akşam üzeri beni kaldırmaya gelen hemşirelerle ayağa kalkmak için çok çaba sarf ettim ve gerçekten ağrıdan nefes alamayacak kadar çok ağrı çekerek ayağa kalkmayı başardım. Benimle birlikte doğum yapan hatta benden sonra doğum yapan anneleri görüp onların nasıl kanlı canlı ve iyi olduğunu öğrenip bir de kendi halime baktıkça çok fazla üzülüyordum. Nitekim ağrılarım geçmeyince bir gün daha hastanede kaldım, bu arada bol bol hem epiduralden hem de normal enjeksiyon yoluyla ağrı kesici alarak ikinci günümü daha iyi geçirdim.

Üçüncü gün sabah eve çıkarken kendimi ağrı kesicilerin etkisiyle daha iyi hissediyordum ancak uykusuzluk ve yorgunluk yüzünden sütüm hala gelmemişti. Üçüncü gün eve çıktıktan sonra kızımı yıkadık, ben biraz yemek yedim ve akşam üstü biraz uyuyup dinlendikten sonra sütüm ancak gelebildi. Bu süreçte kızımı emzirmeye devam ediyordum ancak aç bırakmamak adına ve sarılık olduğu için mama vermeye devam ediyorduk. Sütüm geldikten sonra da hemen artmadı. Çocuğumu doyurabilecek seviyeye ancak 4-5 gün sonra geldi çünkü ben, yakma işlemi dolayısıyla karnımda var olan yaraların iyileşmesi ve enfeksiyon kapmaması için ağır yan etkileri olan ilaçlar içiyordum ve bu ilaçlar hem midemi mahvediyordu hem de bir yandan ağrılarım ara ara nüksediyordu. Bu durum benim yeterince yemek yiyemememe neden oluyordu. Yaklaşık bir hafta kadar peynir, ekmek ve tarhana çorbasıyla yaşadım ve bu süreçte çok süzüldüm. Bir yandan emzirdiğim için uykusuzdum bir yandan da ağrılarım vardı.

Ancak bir hafta sonra, sanki asla bitmeyecekmiş gibi görünen sıkıntılar fazlasıyla azaldı, ilaçlarım bitince yan etkilerini yaşamamaya başladım, ağrı kesicisiz bir hayatın olduğunu fark ettim ve yemek yemeğe başladım. Demem o ki, sezeryan sonrasında tek bir ağrı kesici almadan hayatına devam eden insanlar olduğu gibi benim gibi çok ağrısı olan ve sorun yaşayan insanlar bile bir hafta içinde bütün sorunlarını çözmüş oluyor.

Yaşadığım ağrılar nedeniyle keşke normal doğum yapsaydım,bir gün çekerdim sonra biterdi diye çok düşündüğüm oldu ama herşeyde bir hayır vardır, endometriozislerimden kurtulmuş oldum. Bu süreçte gaz sancısı veya tuvalet problemi yaşanların hikayelerini okudum bol bol, hatta doğumdan bir kaç gün sonra bile lağman yaptırmak zorunda kalanlara çok üzüldüm. Bu konuda benim tavsiyem ve yaptığım şudur ki, ağustos ayında doğum yaptığım halde doğum sonrasında ayağımda çorapla gezdim en az 10 gün boyunca ve uyurken karnımı mutlaka ince birşeyle örtüp sıcak tuttum. Bu sayede gaz sancılarını hafif atlattım. Bunun dışında kayısı kompostosu sindirime çok yardımcı oldu, kabızlık en büyük korkularımdan biriydi çünkü dikişlerin yeni olduğu zamanlarda insan karnını sıkmaya korkuyor. Bu iki tavsiyeme kulak verin gerçekten işe yarıyor.

Nitekim bir haftanın sonunda ben bile ayağa kalkmış ve rahatlıkla dolaşır olmuştum. Şuanda 25 günlük lohusayım ve hala daha hiç ameliyat olmamış bir insan gibi değilim tabiki de ama artık rahatlıkla yan yatabiliyorum, dikişlerimi pek hissetmiyorum, karnım baya bi söndü (ama yine var biraz tabiki de) ve gaz sancısı yaşamıyorum. Milupanın rezene çayı iştah açtığı halde gaz konusunda çok yardımcı onu da tavsiye ederim.

Allah isteyen herkese bu güzel annelik duygusunu tattırsın, yeryüzünde cennette olmak gibi güzel bi duygu, ancak bir zorunluluk olmadığı sürece normal doğumu tercih edin. Ben korktuğum için cesaret edemedim ancak sonrasında çektiğim acılar bana keşke dedirtti.

Sevgiler...

9 Eylül 2015 Çarşamba

Epidural Sezeryan ile Doğumum ve Sonrası-1




Tam 14 gün önce 26/08/2015 saat 11:49'da kızımız ELİZ'imi kucağıma aldım. Yavaş yavaş hayatıma eski alışkanlıklarımı sokmaya başlamışken, taze taze sizinle sezeryan ve sonrasında yaşadığım tecrübeleri paylaşmak istedim, çünkü ben normal doğumdan korkan bir insan olarak sezeryanın daha basit bir süreç olduğunu zannederken aslında hiç de anlatılanlar gibi olmadığını deneyimledim. Amacım, benim gibi google'dan  sezeryan doğum sonrasında dikiş ağrısından gaz sancısına kadar bir çok şeyi araştıran kişilere biraz ışık tutabilmek.

Söylediğim gibi, normal doğumdan çok korkuyordum ve zaten 6 santimlik miyomum olduğu için doğum esnasında miyomdan da kurtulurum, güle oynaya doğuma gider gelirim diye düşünerek sezeryanda ısrarcı oldum. Doğuma bir kaç gün kala aslında kızım aşağıya inmeye başlamıştı hissediyordum, belki bir kaç gün beklesem normal doğum yapıcaktım ister istemez. Ancak ben bir yandan ameliyathane ortamını hayal edip biraz kendimi korkuturken bir yandan da doğum yapıcağım günü iple çekiyordum. Genelde duyduklarım, doğumdan bir gece önce insanların heyecandan ve gerginlikten uyuyamadığı yönünde ama ben bildiğiniz güzel bir gece uykusu çekip sabah hastaneye gittim. 



Ben İzmirde Çınarlı Doğum Hastanesinde doğum yaptım, doktorum hastanenin başhekimi Ahmet Seçkin Önoğlu. Hem hastaneden hem de doktorumdan çok memnun kaldım, arayışta olanlara tavsiye ederim.

Neyse efendim, sabah hastaneye giriş yapıp odamıza yerleştikten bir süre sonra beni doğuma hazırlamak için ebe geldi, giysilerimi çıkardım, ameliyat giysilerini ve boneyi giydim, ailelerimiz ve arkadaşlarımızla vedalaşıp eşimle birlikte doğum katına çıktım. Heycanımı ve duygu yoğunluğumu fazla yansıtmamak için veda kısmını çok kısa kesip kaçarak çıktım odadan. Doğum katına eşimle ve ebeyle birlikte çıktım, doğumhanenin önünde eşimle yine çok kısa bir vedalaşma yaşayıp doğumhaneye girdim. Aslında o anda eşime sıkı sıkı sarılıp çok korktuğumu beni bırakmasını istemediğimi, ölmekten ve o ameliyat masasında kalmaktan, kızımı görememekten çok korktuğumu söylemek istedim ama eşimi de telaşlandırmak üzmek istemediğim için duygularımı içime gömüp gülerek yarım yamalak bir vedalaşma yaşadım.



Doğumhaneye girdiğimde gördüğüm kadarıyla 3 ya da daha fazla doğum odası vardı, ben ilk başta sağdaki odaya girdim ve odada bangır bangır pop müzik çalıyordu. İlk tepkim "burda parti mi yapıyorsunuz?" demek oldu. İnsanın moralini yükselten bir sistem, güzel buluş tebrik ediyorum uygulayan hastaneleri. Müzik sayesinde biraz moralim düzeldikten sonra doğum hemşiresi beni ameliyat masasına yan olarak yatırdı. Ben çorap giymeyi düşünüyordum, ayaklarımı üşütüp gaz sancısı yaşamamak için ama unutmuştum, o yüzden hemşire hemen bacaklarımı ve ayaklarımı örttü, ameliyat boyunca hiç üşümedim ve sonrasında gaz sancısı yaşamadım. Daha sonra teknisyen ve anestezi uzmanı gelip önce elime serum bağladılar sonra sırtımdan epidurali iki farklı yerden iğne gibi bişeyler yaparak verdiler. Bu işlemler esnasında acı hissetmiyorsunuz. Beni yan yatırıp ayaklarımı karnıma çektirdikleri için tekrar sırtımdan bastırmadılar ve epidural de bildiğiniz kabadan iğne olmaktan daha fazla acı verici değildi. Sonra hemşire sırtüstü yatmamı istedi ki bu benim için çok zor birşeydi ziraa ben hamileliğimin son aylarında karnım ağırlık yaptığı için sırtüstü yatamıyordum. Epidural sonrasında hemen sırtüstü döndüğümde ilk önce aynı ağırlığı hissettim ama bir dakika geçmeden o his kaybolmaya başladı ve çok rahat bir şekilde uzandım, bu da uyuşmaya başladığımın göstergesiydi. Hemen kollarımdan aşağısına çadır kurdular ve doktor ameliyathaneye geldi.

Huysuz ama tatlı bir doktorum var benim, gelip ilk önce burnumu sıktı "nasılsın" dedi, "korkuyorum" dedim, "ben de" dedi! İkimizde korktuğumuza göre sorun yoktu sanırım:) Ona sonsuz güvendiğim için biraz olsun rahatlamış hissettim kendimi. Sonra ameliyat başladı ben tabi hiç birşey anlamadım, sadece ağlamaya başladım, artık sinirlerim boşalmıştı, hem çok korkuyordum kızımı göremeden ölmekten hem de kızıma doğum esnasında bişey olur mu diye korkuyordum. Dokuz ay boyunca doğru düzgün ağlamayan bir hamile olarak, dokuz ayın sonunda tam bir sinir boşalması yaşadım. Sonra birden kızımın sesini duydum! 

Ben filmlerdeki gibi viyak viyak bir ağlama duymayı bekliyordum ama kızım fazla ağlamayınca doktora kızımın iyi olup olmadığını sordum, gayet sağlıklı olduğunu söyledi sonra bebeğimi yanağımın yanına getirdiler. Hayatım boyunca unutamayacağım, kelimelerle ifadenin zor olduğu bir andı. İlk görüşte aşk diye bir şey varmış, bir annenin çocuğundan başka kimseye hissedemeyeceği kadar güçlü bir duyguymuş. Kızımı ilk gördüğümde söylediğim ilk cümle " ne kadar güzelsin kızım" oldu. Pembe beyaz yumak yumak çok güzel bir kız çocuğu verdi Allah bana. Hemen kızımı öptüm bir kaç kere, sonra yanımdan götürdüler ve ben ameliyat bitene kadar hep şükrettim ve isteyen herkese Allah nasip etsin bu duyguyu diye dua ettim.

Kızım doğduktan sonra bir ara içim geçmiş, kısa süreliğine beni uyutmuşlar.Uyandığımda operasyon bitmek üzereydi, beni sedyeye geçirdiler ve odama indirdiler. Asansörden indiğimde çok güzel bir kalabalık beni koridorda bekliyordu, onları görünce tekrar ağlamaya başladım, Odama geçer geçmez kızımı hemen kucağıma verdiler, dünyanın en güzel duygusunu tekrar yaşadım, hissettim ve binlerce kez şükrettim. Henüz ağrılarım başlamadığım için güzel zamanlarımdı, önce kızımı emzirdim (sütüm pek olmadığı halde) sonra biraz yanımda yatırdım, ağladım güldüm, içimden gelen bütün duyguları doyasıya yaşadım. 

Ancak bir kaç saat sonra ağrılarımı hissetmeye başladım. Sezeryanın konforunu yaşamıştım evet, hiç zorlanmadan, ağrı acı çekmeden güle oynaya kızımı kucağıma almıştım. Ama şimdi sıra normal doğum yapanların rahat ettiği zamanlarda benim sezeryanın zor yanlarını yaşama vaktim gelmişti. Hem de doğum esnasında fark edilen, adını ilk kez duyduğum endometriozis operasyonunun ağrıları da cabası...