28 Ekim 2016 Cuma

Örgü Kaktüs Yapımı



İnstagramda ve Youtube'da Duygunun Diy Günlüğü isimli bir sayfayı takip etmeye başladım, kendin yap projelerinden hoşlanan herkese tavsiye ediyorum. Duygu sayesinde bir gecede hemen yapılabilecek çok kolay bir kaktüs ördüm ve sizlerle paylaşmak istedim. Çok basit bir şekilde anlatmaya başlıyorum. Benim ipim bonbon ipin koyu yeşil rengi. Bu ipin kalınlığı çok fazla olmadığı için ve ben kaktüsümün tok durmasını istediğimden ipi iki kat yaptım ve 16 ilmek atarak örmeye başladım. Bir ters bir düz örüyorsunuz hepsi bu:) İstediğiniz uzunluğa geldiği zaman şişi çıkarıp ilmeklerin arasından bir parça ip geçirerek büzerek kapatıyorsunuz. Sonrasında kenarlarını dikip içine elyaf yada pamuk dolduruyorsunuz. Tepe kısmına ben kırmızı keçesen üç farklı boyda çiçek kesip üst üste dikerek kaktüse sabitledim.



İkinci ördüğüm kaktüse bir de dal ekledim aynı mantıkla. Tercih sizin. Kaktüsüme saksı olarak Elizin mama kavanozlarını kullandım. Etrafındaki kağıdı çıkarıp akrilik boya ile kalp ve yıldız figürü yaptım, kenarlarına asetat kalemiyle noktalar yaptım. Kavanozun içine çakıl taşı koydum, bir tanesine de deneme amaçlı toprak tonlarında kurdele koydum. Kurdele de farklı bir hava kattı denemenizi tavsiye ederim. Çok fazla anlatılacak bişey yok aslında. Bir ters bir düz örün dikin doldurun ve sonra seyredin:)

Sevgiler...



26 Eylül 2016 Pazartesi

İzmirde Butik Pasta Önerisi



Eliz'in doğumgünü için ne yapsak diye düşünürken işe önce pastadan başlamaya karar verdik. Hem pastası lezzetli hem süslemeleri profesyonel hem de zamanında mekana teslim yapan bir yer arayışa girdik. Gözüme bir kaç yer kestirsem de mekana teslim konusunda sıkıntı yaşadık. En sonunda aradığım üç kritere de uyan Gülümseten Fırında karar kıldık. Ben kendisine instagram adresinden ulaştım, sonra whatsup yazışmalarıyla detayları konuştuk ve hiç sorunsuz bir süreç yaşadık. İzmirde yaşayanlar için küçük bir tavsiye olsun istedim. Sevgiler..





Eliz Bir Yaşında

Canım kızım çok çabuk büyüdü bebeklikten çıktı ve artık yaş aldı. Onun bir senelik hayat yolculuğunda ben de onunla birlikte yeniden doğdum yeniden sevdim yeniden üzüldüm, kaygılandım, duygulandım, ağladım, güldüm. Allah'ın bana hediyesi olan kuzum keşke hep kucağımda taşıyabileceğim kadar küçük kalsa, geceleri hep bana sarılarak uyumaya devam etse. Henüz bir yaşına girmesine rağmen zamanın çok çabuk geçmesinden ve bizden uzakta bir hayat kurmasından kaygılanır oldum. Annelik en uzak olasılıklar için bile kaygılanmakmış:) Allah isteyen herkese evlat sevgisini yaşatsın..


6 Eylül 2016 Salı

Ahmet Ümit - Elveda Güzel Vatanım




Bu yaz Eliz sayesinde yazlıkta, hayatımda hiç olmadığı kadar uzun zaman geçirme şansım oldu. Elizin uyuduğu aralıklarda bir kaç tane güzel kitap bitirdim. Bunlardan biri de Ahmet Ümitin son kitabı Elveda Güzel Vatanım. Yazarın genel olarak kendi tarzının dışına çıktığını düşündüğüm bu roman, benim gibi polisiyeye fazla meraklı olmayan biri için yazarın en sevdiğim kitabı oldu. Şöyle ki; İttihat ve Terakki Cemiyetinin ilk yıllarından başlayıp yeni Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar geçen sürede bir cemiyet fedaisinin eski sevgilisi Estere yazdığı mektuplar sayesinde dönemin olaylarının anlatıldığı güzel bir tarihi roman yazmış Ahmet Ümit. İlk defa Atatürk üzerinden anlatılmayan bu dönemi bir de farklı bir gözle okumak çok keyifliydi.



Bu kısımda yazacakları spoiler verecektir, bilginize.

Kitapla ilgili bir kaç ufak eleştirim var. Sondan başlamak gerekirse kitabın sonunun çok iyi tasarlanamadığını düşünüyorum. Şehsuvar Sami intihar ediyor ama öyle bir anda ve nedensiz oluyor ki gereksiz şekilde dramatikleştirilmek için baş karakterin öldürüldüğünü düşündürttü bana. Yazarın Estere olan aşkı çok büyük, ancak biz bu aşkın nasıl yaşandığını biraz okuyabilseydik biraz şahitlik etmiş olurduk en azından. O kısım da zayıf kalmış. Enver ve Talat Paşalar hakkında akılda kalıcı bir portre çizmiş oluşu kitapta en sevdiğim şeylerden biriydi. Bence alın okuyun ve kitaplığınızın güzel bir yerinde saklayın. Olay örgüsünü boşverin, tarihi roman gözüyle değerlendirin.

Sevgiler..

5 Eylül 2016 Pazartesi

İzmirde Çi Börek Nerde Yenir?


OHAL nedeniyle işe başlamak zorunda kalıp 3 hafta çalıştıktan sonra ücretsiz izne ayrılmış bulunuyorum. Aslında pek planladığımız bir durum değildi bu ancak iş yerindeki yoğunluk bizim bu kararı almamıza neden oldu. Bir süre daha Eliz başbaşayız. Çalıştığım 3 hafta içinde eşim kendisinin yıllardır bildiği bir lezzetle tanıştırdı beni. Deniz Tatar Börekçisi.



İzmiri bilenler benim yapıcağım acemi yol tarifiyle bile çok kolay yerini bulabilecektir. Konaktan varyant yoluna girdiğinizde Bayram yeri olarak adlandırılan meydanda, sağ taraftaki evlendirme dairesinin hemen bitişiğindeki sokakta bulunan minicik ve gerçekten salaş bir börek dükkanı burası. Yediğim en hafif ve yağı kokmayan çi börek bu minik dükkanda yapılıyor. Babalarından dükkanı devralan yeni nesil dükkanı işletmeye devam ediyor. 



Paketleme yukarıdaki resimde gördüğünüz gibi, börekler tek tek kağıtlara sarılıp sonra kağıt çantaya konuluyor ki böylece fazla yağını kağıt emmiş oluyor.



Dükkan hemen yol kenarında köşe başında bulunuyor bu nedenle oturup yiyecek vaktiniz yoksa bile arabayla yanaşıp camı açıp siparişinizi verip ödemeyi yapıp böreğinizi paketli bir şekilde alıp yolunuza devam edebilirsiniz. Biz sabahları işe giderken bu yöntemi kullandık, hatta yolda dayanamayıp biraz yemiş bile olabilirim. Minicik çok temiz ve gerçekten lezzetli, saklı kalmış bir sokak lezzeti var bu dükkanda. Bence kesinlikle şans verin!

Afiyet olsun:)

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Elif Şafak/ Havva'nın Üç Kızı




Elif Şafak dilini sevdiğim bir yazar. Kelimeleri kullanma şekli, araya Arapça kelimeler sıkıştırması tasvirlerini yerinde bir uzunlukta tutuması her zaman hoşuma gitmiştir. Şimdiye kadar okuduğum kitaplarında konu ve olay örgüsü de herzaman sürükleyici olmuştu. Sanırım bu konuda en zayıf bulduğum kitabı Havva'nın Üç Kızı oldu. Yine güzel bir dille yazılmış daha basit kurguda, ülkemizdeki kadının yeri ve din anlayışını sorguladığı bu kitabında daha derin, Elif Şafak'a yakışan olay örgüleri ve yorumlar görmek isterdim. Kitabın bende yarattığı en olumlu etki, konunun Oxford Üniversitesinde geçmesinden dolayı, üniversiteye girişle ilgili kızımı düşünerek araştırma yapmaya sevk etmesi oldu. İnşallah benim bebeğimde büyüdüğünde vizyonunu geliştirebileceği güzel bir üniversitede okuma imkanı bulur.

Elif Şafak Ayşe Arman'la yaptığı röportajda bu kitabı yazarken tırnaklarını yediğini, içinden akan taşan duyguları kaleme döktüğünü, yorumlarının sivri olmasından korktuğunu söylemiş ve felsefeyle yakından ilgilendiğini belirtmiş. Ben de diyorum ki keşke sadece felsefi fikirlerini yazdığı bir kitap olsaymış sadece, boşu boşuna bir kurgu oluşturmaya çalışmış o kurgu da çok basit sonu tam olmayan hatta yavan bir kurgu olmuş.

Son olarak, kitap bir şekilde elinize geçerse yada ciddi bir indirimde denk gelirseniz okuyun, indirimsiz fiyatıyla almak için acele etmeyin:)


4 Ağustos 2016 Perşembe

0-1 Yaş Arası Bebek Giysisi Alışverişi





Hamile olduğumu öğrendiğimde ilk aklıma gelen hemen alışverişe gitmek oldu, sonra kendimi biraz frenledim ve cinsiyetini öğrenmeyi bekledim. Öğrendiğim gün doktordan çıkar çıkmaz alışveriş merkezine gidip ilk alışverişimi yaptım. Kapitalizm damarlarıma işlemiş elimde değil, ama zamanla alınan giysilerinin çoğunun sadece bir fotoğraf çekilmek için giydirilip sonra dolaptaki yerine geri döndüğünü gördüm. O nedenle benim gibi aklı karışık anneler için bir kaç minik tavsiyem olucak. Genel olarak her yerde yazan ve söylenen yumuşak kıyafetler alın falan demiyorum onu zaten biliyorsunuz. Biraz daha spesifik konulara giricem.

İlk olarak fotoğrafta gördüğünüz Eliz'in mevlüt elbisesinden bahsedeyim. Hamileliğimin son aylarında annemle gittiğimiz bir alışverişte mevlüt elbisesi alalım dedi annem, 40 mevlüdünde giydirmek için. Ne büyük hata! Ziraa kızım doğduktan sonra herkesten sakındığımız bebeğimizi birden kalabalık bir ortamda elden ele dolaştırmak ve uykusuz ve yorgun olduğum bir dönemde misafir karşılamak istemedik. Elimizde kaldı mı mevlüt elbisesi! Bir de baby showerda hediye gelen üst resimde gördüğünüz elbise vardı, onun da bedeni 6 aydı olmazda onu giydiririz artık dedik. Gel zaman git zaman bu tembellik bizde kalıcı oldu, hevesimiz geçti falan mevlüt de yapmadık, 2. elbise de elimizde patladı mı? Sonra Eliz 6,5 aylıkken diş çıkardı, kayınvalidem bari diş buğdayı yapalım dedi, neyseki 7 aylıkken diş buğdayını yapabildik de elbiseyi bir kere de olsa giydirebildik. Zaten zar zor oldu yavrumun üstüne sonra bir daha da hiç kullanamadık. Bu tarz elbiseleri hemen tanıdık birilerine vermek için ayırıyorum ben, tertemiz ve bir kere giyilmiş elbiseler kim bilir kaç bebeği daha büyütür. Demem o ki mevlüt elbisesini önceden almayın sakın.

İkinci konumuz renkli saç bantları. Sadece ve sadece bir kaç saniye çocuğun kafasında kalabilen bu aksesuarlar aynı zamanda bebeğimin konforunuda düşürüyordu. Bir fotoğraf çekimlik saç bantları topluca küçülüp kullanılmadan kaldırıldılar. Heves edip bir kaç tane alırsınız illaki ama lütfen abartmayın.

Bir diğer aklımın almadığı konu şapka meselesi. Her yeni doğan setinin içinden çıkan hatta her alt üst takımın içinde var olan pamuklu bebek bereleri/şapkaları benim hiç kullanmadığım şeyler oldu. Evde sadece bir tane olması yeterli. Bebeğin ilk doğduğu gün dışında gün içinde hiç takılmıyor, kullanılmıyor. Bazen banyodan sonra saçlarının nemini alsın diye bir kaç dakika takıyorum ve bunun için dediğim gibi bir tane şapka yetiyor. Heleki sizin bebeğiniz saçlı doğmadıysa ona bile ihtiyaç duymazsınız. Kış aylarında dışarı çıkarken takılan kalın şapkaları konunun dışında tutuyorum tabi ki.

En çok paramızı ziyan ettiğimiz konu ayakkabılar oldu. Kız bebek ayakkabılarının kullanışsız olması için ellerinden gelenleri yapmışlar. Tek bantlı cırtcırtlı cicili bicili bir sürü ayakkabı bir kere bile giyilemeden küçüldü çünkü Eliz ayaklarını birbirine sürterek anında onları ayağından atabiliyordu. Erkek bebek ayakkabıları daha iyi çünkü bağcıklı yada hem cırtcırtlı hem bağcıklı modeller mevcut. Spor ayakkabıya benzeyen modellerden şaşmayın diyorum, gerisi hikaye.

Bir de kız bebek annelerini çok cezbeden elbise meselesi var ki, evlere zarar. Kırk yılda bir gezmeğe götürünce giydirmek için aldığımız onlarca elbiseye yazık oldu. Bir elbise 3 kere bile giyilmedi. En fazla iki kere giyilip küçüldü. Alt üst takımlar bildiğin pamuklu pijamalar favorilerimiz oldu herzaman.

Şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Aklıma gelenler olursa eklemeler yapıcam.

Sevgiler..

30 Temmuz 2016 Cumartesi

Pür, Füzyon, Tutuşma Üçlemesi




Yine muhteşem bir D&R indiriminde aldığım 3 kitaplık bir seriden bahsedicem. Hem kitaplar 9,90'a inmişti hem de 2 kitap alana bir kitap hediyeydi, yani bu 3 kitaplık seri için toplam 20 TL vermiş oldum. Aslında kitapların isimlerini daha önce hiç duymamıştım, D&R indiriminde görünce biraz araştırma yaptım ve almaya karar verdim. 

Serinin ilk kitabı olan PÜR yazım dili olarak diğerlerine göre başlangıçta daha kötü. Kitabın diline ve olay örgüsüne alışmak biraz zaman aldı, hatta bıraksam mı diye bile düşündüm. Ancak okudukça iyi ki bırakmadım dedim ziraa çok ilginç bir konusu var. Dil konusundaki sıkıntı belki çeviriden de kaynaklanıyor olabilir, bilemiyorum. Konunun akışı açısından da arada boşluklar, oturmayan bazı bölümler var ancak bütün bu aksaklıklara rağmen elimden bırakmadan arka arkaya 3 kitabı hızlıca bitirdim. Konusu çok ilgi çekici çünkü.

Dünyada bilinçli olarak bir grup insan tarafından nükleer patlamalar yaratılarak insanların ölümüne ve ölmeyenlerin de DNA'larında kalıcı hasarlara sebep olacak şekilde deformasyonlara neden olan küçük bir azınlık var. Bu azınlık kendisi için korunaklı bir Küre inşaa edip öncesinde bu küreye girerek kendilerine muhteşem bir dünya kuruyorlar. Serinin konusu içerideki Pürler ve dışarıdaki Hilkat garibelerinin arasındaki savaş üzerine kurulu. Elinize geçerse ve indirimde bulursanız okumanızı tavsiye ederim, ancak yukarıda bahsettiğim aksaklıkları göze alarak ilk sayfalarda dirençli olmayı unutmayın:)

29 Temmuz 2016 Cuma

Eliz'in Dişbuğdayı

Güzel kızım 2 gün önce 11 aylık oldu. Günleri sayarken aylar nasıl da geçmiş, zor zamanlar nasıl da geride kalmış insan şaşırıyor. Bebekle zaman nasıl geçiyor, nasıl akşam oluyor insan gerçekten anlamıyor. Yazmak isteyip de kafamı toplayamadığım için ve zaman ayıramadığım için yazamadığım çok şey var. Bunlardan biri de Eliz 7 aylıkken yaptığımız diş buğdayı partimiz.


Eliz 6,5 aylıkken ilk dişi patladı. Çok şükür ki sandığımız kadar sancılı bir süreç yaşamadık. Biraz iştahsızlık ve bolca salyayla ilk diş serüvenimizi atlattık. Bu zaman zarfında en yakın arkadaşımız zürafa Sophie oldu, ayaklarını kulakları heryerini yedi bitirdi minik kuşum.


İlk doğduğunda bebek mevlüdü yapamamıştık, o nedenle diş buğdayını es geçmeyelim dedik ama olayı fazla da büyütmek istemedik ziraa bebekle en küçük organizasyon bile çok yorucu oluyor.

İlk olarak pastadan bahsedeyim. Baby Shower pastasını kendim yapmıştım ancak çok yorulmuştum. Bu sefer fazla vakit harcamamak için klasik kakaolu pudingli kek tarifimle kek yapıp, üstünü şeker hamuruyla süsledim.



Diş buğdayının olmazsa olmazı olan buğday için ise, yarım paket buğdayı iyice yumuşayana kadar haşlayıp derin bir kaseye döktüm. Herkes dilediği gibi servisini hazırlayabilsin diye buğdaya eklenecek malzemeleri ayrı ayrı masaya dizdim. Nar taneleri, ceviz içi, susamlı fıstık, fındık, meyve kuruları, kavrulmuş susam, tarçın, süslemek için rulo kat kullandım.

İkram kısmında ise büyük annelerden yardım aldım. Baklava, sarma, ıspanaklı börek, sosisli milföy, patates salatası, adını bilmediğim şerbetli bir tatlı daha vardı.



Dekorasyon olarak en temel düzeyde tuttuk süslemeleri. Yemek masasının üzerindeki lambaya pembe balonlar astık, diş buğdayı temalı kürdanlar aldım, kadehleri pembe kurdele ile süsledim. Bunun dışında Eliz'le resim çekilmek isteyenler için salondaki mor duvarımıza E harfi şeklinde metalik sarı renkli balon ve yine metalik sarı renkli klasik balonlarla duvarı ve mama sandalyesini süsledik. 

Yemekler yenildikten sonra küçük bir mevlüt yaptık, dualar okuduk sonrasında resimlerimizi çekildik. Misafirlerimiz için hazırladığım küçük magnet çerçeveleri ve lavanta keselerini dağıtıp organizasyonu bitirdik. Yapmayı unuttuğum tek şey meslek seçimi yaptırmak oldu. Kısmet değilmiş diyelim. Kendi halimizde küçük diş buğdayımızın detayları böyledi. Bu da burda anı olarak dursun..

27 Temmuz 2016 Çarşamba

Yabancı Evin Tanıdık Odaları






Bu yaz çok sayıda ve güzel kitaplar okuma şansım oldu. Bebekli bir anne nasıl olur da bu kadar kitap okur? Anane ve babanneler sağ olsunlar, bir de en minicik boş anımda (tuvalet dahil) ve gece uyumadan önce 5 dakika bile olsa kendime terapi amaçlı mutlaka okuyorum. Sırayla yavaş yavaş yazıcam kitaplarımı, burayı bir süreliğine kitap bloğuna çevirebilirim.

D&R indiriminde görüp aldığım ve beni bu kadar sarsacağından haberim olmayan bu kitap benim biraz daha ayaklarımın yere basmasına neden oldu. Konusu çocuk istismarı. Çocuğu olan benim gibi annelerin içini daha fazla sızlatan, kendini ve kendi çocuğunu düşünmeye ve sorgulamaya yönelten acımasız bir kitap aslında. Bütün bunlar nasıl yaşanır, insanlar nasıl bu kadar iğrenç ve acımasız olur diye diye okudum. Elinize geçerse siz de okuyun. Şimdiye kadar, beni üzeceğinden emin olduğum bu alanla ilgili fazla araştırma yapmamıştım, bazı gerçekleri ve bu kişilerin profilleriyle ilgili bilgileri güzel bir romanın içinde öğrenmek benim için iyi oldu. Sürükleyici bir kurgusu var ve kitap karton kapak. Bu fiyata karton kapalı güzel bir kitap okuduğum için mutluyum.

17 Mayıs 2016 Salı

Basit Düzeyde Amigurumi Baykuş Yapımı




Amigurumi oyuncak yapımı son bir kaç yıldır oldukça popüler durumda ancak internet üzerinde ücretsiz yapım aşamaları anlatan siteler ya da şablonlar pek mevcut değil, ziraa oyuncak yapımının workshoplarına belli bir ücret karşılığı katılıp o şekilde öğrenmek zorundasınız. Ben de bebeğim olduğu için vakit ayıramıyacak durumda olduğumdan kendi çapımda çok basit düzeyde ne yapabilirim diye düşünürken en klasik tema olan baykuşta karar kıldım. Kendime göre sayılar belirleyerek oluşturduğum şablon belki benim gibi meraklılarına vakitten tasarruf sağlar.

21 Ocak 2016 Perşembe

Bebek Beresi Yapımı


Evdeysem örüyorumdur, Ziraa kızım uyuyorken sessiz ortama çok alıştı ben de o uyurken sessizce bişeyler örüyorum sürekli. O kadar çok şey ördüm ki sırayla paylaşsam çok iyi olucak, çok fazla biriktiler ama biraz tembellik ediyorum nedense.

Sadede gelecek olursam, benim ördüğüm ip koton ip, bebek yününden de örebilirsiniz, onlar da çok yumuşak oluyor ve kesinlikle bebeğin tenine batmıyor. Koton ip biraz ince olduğu için ben iki kat sardım ve 5,5 numara şişle ördüm, bu şekilde gayet yumuşak oldu. Toplam 60 ilmekten başladım örgüye, bu haliyle 1 yaşındaki çocuklar için ideal, benim kızım 4,5 aylık olduğu için aslında 54 ilmekten başlasam daha iyi olucakmış.

Gözümle hizalayarak lastik kısmını ördükten sonra düz örgüyle baş hizasına kadar devam ettim. Sonra yavaş yavaş kesmeye başadım ve toplam da 30 ilmeğe kadar düşürerek ucundaki kısmı ördüm. O bölümü de gözümle hizaladım. Bitirdikten sonra ucuna ponpon yaptım ve şapkanın yan tarafına doğru hafifçe kıvırarak diktim. 

Üstündeki kalp figürünü pinterestteki kalp şablonlarına bakarak tığ ile örerek sonradan şapkanın üzerine diktim. Benim gibi tığ örgüsününe aşina olup şişle fazla desen yapmayı bilmeyenler bu tarz küçük figürlerle şapkalarını eğlenceli hale getirebilirler.

Umarım faydalı olmuşumdur. Sevgiler..

Follow Me From Bloglovin

Follow on Bloglovin