8 Ağustos 2016 Pazartesi

Elif Şafak/ Havva'nın Üç Kızı




Elif Şafak dilini sevdiğim bir yazar. Kelimeleri kullanma şekli, araya Arapça kelimeler sıkıştırması tasvirlerini yerinde bir uzunlukta tutuması her zaman hoşuma gitmiştir. Şimdiye kadar okuduğum kitaplarında konu ve olay örgüsü de herzaman sürükleyici olmuştu. Sanırım bu konuda en zayıf bulduğum kitabı Havva'nın Üç Kızı oldu. Yine güzel bir dille yazılmış daha basit kurguda, ülkemizdeki kadının yeri ve din anlayışını sorguladığı bu kitabında daha derin, Elif Şafak'a yakışan olay örgüleri ve yorumlar görmek isterdim. Kitabın bende yarattığı en olumlu etki, konunun Oxford Üniversitesinde geçmesinden dolayı, üniversiteye girişle ilgili kızımı düşünerek araştırma yapmaya sevk etmesi oldu. İnşallah benim bebeğimde büyüdüğünde vizyonunu geliştirebileceği güzel bir üniversitede okuma imkanı bulur.

Elif Şafak Ayşe Arman'la yaptığı röportajda bu kitabı yazarken tırnaklarını yediğini, içinden akan taşan duyguları kaleme döktüğünü, yorumlarının sivri olmasından korktuğunu söylemiş ve felsefeyle yakından ilgilendiğini belirtmiş. Ben de diyorum ki keşke sadece felsefi fikirlerini yazdığı bir kitap olsaymış sadece, boşu boşuna bir kurgu oluşturmaya çalışmış o kurgu da çok basit sonu tam olmayan hatta yavan bir kurgu olmuş.

Son olarak, kitap bir şekilde elinize geçerse yada ciddi bir indirimde denk gelirseniz okuyun, indirimsiz fiyatıyla almak için acele etmeyin:)


4 Ağustos 2016 Perşembe

0-1 Yaş Arası Bebek Giysisi Alışverişi





Hamile olduğumu öğrendiğimde ilk aklıma gelen hemen alışverişe gitmek oldu, sonra kendimi biraz frenledim ve cinsiyetini öğrenmeyi bekledim. Öğrendiğim gün doktordan çıkar çıkmaz alışveriş merkezine gidip ilk alışverişimi yaptım. Kapitalizm damarlarıma işlemiş elimde değil, ama zamanla alınan giysilerinin çoğunun sadece bir fotoğraf çekilmek için giydirilip sonra dolaptaki yerine geri döndüğünü gördüm. O nedenle benim gibi aklı karışık anneler için bir kaç minik tavsiyem olucak. Genel olarak her yerde yazan ve söylenen yumuşak kıyafetler alın falan demiyorum onu zaten biliyorsunuz. Biraz daha spesifik konulara giricem.

İlk olarak fotoğrafta gördüğünüz Eliz'in mevlüt elbisesinden bahsedeyim. Hamileliğimin son aylarında annemle gittiğimiz bir alışverişte mevlüt elbisesi alalım dedi annem, 40 mevlüdünde giydirmek için. Ne büyük hata! Ziraa kızım doğduktan sonra herkesten sakındığımız bebeğimizi birden kalabalık bir ortamda elden ele dolaştırmak ve uykusuz ve yorgun olduğum bir dönemde misafir karşılamak istemedik. Elimizde kaldı mı mevlüt elbisesi! Bir de baby showerda hediye gelen üst resimde gördüğünüz elbise vardı, onun da bedeni 6 aydı olmazda onu giydiririz artık dedik. Gel zaman git zaman bu tembellik bizde kalıcı oldu, hevesimiz geçti falan mevlüt de yapmadık, 2. elbise de elimizde patladı mı? Sonra Eliz 6,5 aylıkken diş çıkardı, kayınvalidem bari diş buğdayı yapalım dedi, neyseki 7 aylıkken diş buğdayını yapabildik de elbiseyi bir kere de olsa giydirebildik. Zaten zar zor oldu yavrumun üstüne sonra bir daha da hiç kullanamadık. Bu tarz elbiseleri hemen tanıdık birilerine vermek için ayırıyorum ben, tertemiz ve bir kere giyilmiş elbiseler kim bilir kaç bebeği daha büyütür. Demem o ki mevlüt elbisesini önceden almayın sakın.

İkinci konumuz renkli saç bantları. Sadece ve sadece bir kaç saniye çocuğun kafasında kalabilen bu aksesuarlar aynı zamanda bebeğimin konforunuda düşürüyordu. Bir fotoğraf çekimlik saç bantları topluca küçülüp kullanılmadan kaldırıldılar. Heves edip bir kaç tane alırsınız illaki ama lütfen abartmayın.

Bir diğer aklımın almadığı konu şapka meselesi. Her yeni doğan setinin içinden çıkan hatta her alt üst takımın içinde var olan pamuklu bebek bereleri/şapkaları benim hiç kullanmadığım şeyler oldu. Evde sadece bir tane olması yeterli. Bebeğin ilk doğduğu gün dışında gün içinde hiç takılmıyor, kullanılmıyor. Bazen banyodan sonra saçlarının nemini alsın diye bir kaç dakika takıyorum ve bunun için dediğim gibi bir tane şapka yetiyor. Heleki sizin bebeğiniz saçlı doğmadıysa ona bile ihtiyaç duymazsınız. Kış aylarında dışarı çıkarken takılan kalın şapkaları konunun dışında tutuyorum tabi ki.

En çok paramızı ziyan ettiğimiz konu ayakkabılar oldu. Kız bebek ayakkabılarının kullanışsız olması için ellerinden gelenleri yapmışlar. Tek bantlı cırtcırtlı cicili bicili bir sürü ayakkabı bir kere bile giyilemeden küçüldü çünkü Eliz ayaklarını birbirine sürterek anında onları ayağından atabiliyordu. Erkek bebek ayakkabıları daha iyi çünkü bağcıklı yada hem cırtcırtlı hem bağcıklı modeller mevcut. Spor ayakkabıya benzeyen modellerden şaşmayın diyorum, gerisi hikaye.

Bir de kız bebek annelerini çok cezbeden elbise meselesi var ki, evlere zarar. Kırk yılda bir gezmeğe götürünce giydirmek için aldığımız onlarca elbiseye yazık oldu. Bir elbise 3 kere bile giyilmedi. En fazla iki kere giyilip küçüldü. Alt üst takımlar bildiğin pamuklu pijamalar favorilerimiz oldu herzaman.

Şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Aklıma gelenler olursa eklemeler yapıcam.

Sevgiler..