12 Haziran 2017 Pazartesi

Son Dönemde İzlediğim Yabancı Diziler

Vodafonered'in vermiş olduğu 3 aylık ücretsiz Netflix üyeliğimin suyunu çıkartırcasına ve hunharca dizi izliyorum. Çocukla nasıl vakit bulduğum konusuna da şöyle bir açıklama getireyim, dizileri özellikle Netflix'in indirilebilir içeriklerinden seçiyorum, izlemek istediğim bir kaç bölümü telefona indirip izledikten sonra siliyorum. Böylece işe gelip giderken, öğle aralarında internetimi harcamadan rahatça dizi izleyebiliyorum. Üyeliğimin bitmesine 1 ay kaldı sanırım o yüzden panik halindeyim:) Ücretli üyeliğe geçer miyim bilmiyorum çünkü çok fena bir hastalık bu ama çok da zevkli  o yüzden kararsızım. Neden özellikle Netflix derseniz, türkçe dublaj özelliği olması, indirilebilir içerikleri ve diziye kaldığın yerden devam edebilme özelliği en büyük avantajları. Bu küçük reklam arasından sonra(!) izlediğim dizilere geçebiliriz.

Cable Girls




Netflix orjinal dizilerinden biri. 1920lerde Madrid'de geçen dizinin konusu, ulusal telefon şirketinde çalışan bir grup kablo kızının arkadaşlık ve aşk ilişkileri. Dönem dizisi olması ilk ilgimi çeken şey oldu, giysiler çok zarif, binalar dekor çok güzel, konusu da gayet akıcı ve entrika dolu, daha ne olsun:) Çıtır çerez bi dizi, ilk sezonu çekildi, ikinci sezonu merakla bekliyorum. 

Black Mirror




Bu diziden haberi olmayan bir ben kalmışım galiba, ben de duydum ve çok çok çok beğendim. Her sezonunda 3 ve ya 4 bölüm olan ve bölümleri birbirinden bağımsız bir film dizisi diyebiliriz. 50-60 dakikalık kısa filmler aslında bunlar ve hepsi insanın hayal gücünü zorlayan, teknolojik ve bilim kurgu öğeleri içeren ama asıl amacı bugünkü düzenin karanlık yanlarını gelecekte geçen bölümlerle eleştiren bir distopya. Her bölümü farklı bir eleştiri. Eğlencelik değil düşünmelik (!) bir dizi.

Masters of Sex



Gerçek bir hayat hikayesinden yola çıkan dizilere ilgim var ve bu dizi de hem dönem dizisi olması hem de gerçek bir hikayeye dayanması nedeniyle ilgimi çekmişti. Konusuyla ilgili bilgiyi alıntı yapıyorum: 

"1957-1990 yılları arasındaki bir dönemi konu edinen dizi cinsel yaşam konusunda araştırmalar yapan Dr. William Masters (Michael Sheen) ile Virginia Johnson (Lizzy Caplan)'ın başından geçen olayları konu alıyor. Toplumun cinsel konularda utangaç kaldığı bu yıllarda, insanların kafasındaki katı düşünceleri değiştirmeye çalışmaktadırlar. İşinde başarılı bir jinekolog olan Dr. William Masters o yıllarda kadın ve erkeğin seks sürecinde yaşadığı tepkimeleri araştırmaktadır. Başlangıçta hayat kadınlarını bazı testlere tabi tutar. Zamanla işi geliştirerek Virginia Johnson ile birlikte durumu bilimsel bir araştırma haline dönüştürmek ister ve hastaneye taşınır. Seksin tabu olarak görüldüğü o yıllarda Dr. Masters'ın işleri umduğu gibi gitmez ve çalışmaları sapıklık olarak nitelendirilir."

İlk sezonunda erotik sahneleri vardı evet ama sonraki sezonları hiç de o şekilde değil, gerçekten çok başarılı oyunculuklar var ve konusu çok güzel ve akıcı. Çıtır çerezlik bir dizi daha diyorum kısacası. Netflixte 3 sezonu var, diğer sezonları Dizipub'dan izliyorum. Tavsiye ederim.

The Mick


Bu dizi Netflixte yok o yüzden bunu da Dizipub'dan izledim. Kız kardeşi ve eşi yurtdışına kaçınca yeğenlerine bakmak zorunda kalan hafif serseri ama çok eğlenceli teyze ve 3 yeğeninin eğlenceli hikayesi olarak özetleyebilirim. Günün sonunda yorgunluğunuzu alacak bir komedi. Bölümleri yayınlanmaya devam ediyor.

5 Haziran 2017 Pazartesi

Eliz'in İki Yaş Sendromu Atakları



Her anne gibi ben de iki yaş sendromunu tadacaktım ancak bizimki biraz erkenci davrandı ve daha iki yaşına girmesine 3 ay varken biz çoktan farkına varmadan belirtilerini yaşamaya başlamışız bile. Ağlama krizleri, herşeye hayır demesi, uyku düzensizlikleri, bir çok şeyi kendisinin yapmak istemesi gibi sorunları olabildiğince idare etmeye çalışırken, beni annesi olarak en çok üzen konuyla yüzleşmek zorunda kaldım. Yemek yemiyor! Evet çocuk bildiğiniz yemek yemiyor. Sadece ekmek yemek istiyor, onun dışında en sevdiği şeyler olan köfte, patates, gece sütü gibi şeylerin hepsini ama hepsini terk etti. Ve ben çocuğuna dışarıda paket halinde satılan gıdaları olabildiğince vermemeye çalışan biri olarak, kendi ellerimle çocuğuma gidip çubuk kraker ve kakaolu süt aldım ki gece aç yatmasın diye. İnanılması güç ama çubuk krakeri yiyip üstüne de kakaolu sütün yarısını içince çok mutlu oldum. Düşünün o noktadayız. Şuan itibariyle bir kiloya yakın zayıfladı. O kadar üzgünüm ki kelimelerle tarif edemiyorum. Bu yazının herhangi birine bir faydası olacağını düşünerek değil, sadece içimi dökmek ve (İnşallah) bu günler geçtiğinde tekrar okuyup, hiç bir şey için fazla üzülmemek gerektiğini çünkü çocukların çok çabuk huy değiştirip sonra eski hallerine geri döndüğünü görmek için yazıyorum.

Sabah kahvaltısında simit ve salatalık, öğle yemeğinde pilav, akşam yemeğinde yine pilav yiyor ya da hiç bir şey yemiyor. Meyve falan hak getire ki aslında tatlı bir meyve olan karpuz geçen yaz favorisiydi. Eliz zaten 9 aylıktan beri kendi yemeğini kendi yemek gibi bir inada sahip, kesinlikle benim elimden hiç bir şey yemez. O nedenle günlük verdiğim D vitaminini ya da arada bir verdiğim çinko ve vitamin şuruplarını gece sütüne karıştırarak verirdim. Artık bu ihtimal de gitti, Allah korusun çocuk ateşlense ateş düşürücü vermekten aciz bir haldeyim. Zorla ağzına sok kaşığı çaresizsen, diyebilirsiniz. Tabi ki denedim ve sonuç tam bir kabus oldu. Hepsini tükürüp üstüne kustu! Kandıramıyorum çocuğumu, önce parmağıyla kontrol ediyor yiyecekleri sonra da dilinin ucuyla tadına bakıyor. Son üç haftadır et, süt, yoğurt, meyve ve sebze olmadan yaşıyor. Aklımı kaybetmek istemiyorum ama kendimi gerçekten çok çaresiz hissediyorum. Özellikle sütü de bıraktıktan sonra bende devreler yandı. Benim gibi yemek sorunu yaşayan ve sonra herşeyin normale döndüğü bir dönem geçiren birileri var mıdır acaba?