11 Eylül 2017 Pazartesi

Stefan Zweig - Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu




Stefan Zweig'ın okuduğum ilk kitabı "Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu" oldu. Kitap okumaya meraklı biri olarak çok geç tanıştığım bir yazar olduğu için üzgünüm,  daha erken keşfetmiş olmayı dilerdim. Kitabından ziyade ben yazarın hayatından ve yaşama bakış açısından etkilendim. Birinci ve İkinci dünya savaşı döneminde yaşamış bir yahudi olarak, yanlız kalmış ve yıpranmış bir ruh haliyle 1942 yılında eşiyle beraber hayatlarına son vermişler. Ruh halindeki bu hassasiyetin kitaplarına yansıdığına inanıyorum. 

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu isimli kitabında, ölmek üzere olan bir kadının hayatının aşkına yazdığı ve bütün yaşananları anlattığı bir mektuptan karşılıksız aşkın çok farklı bir halini anlatmış. Novella türünde yazılan bu mini romanda, okudukça yok artık bu kadar da olmaz dedirten duygular olsa da genel olarak yazım şekli hoşuma gitti. Yine de kitapla ilgili yazılan kritiklerdeki kadar da bayıldığımı söyleyemem. Bazen sadece yazarının popüler olması nedeniyle insanların beğenmek zorunda hissettiklerini düşünüyorum. Yazarın başka kitaplarını da okudum, daha çok beğendiğim kitapları da oldu, ama bu kitabı belki çeviriden de kaynaklı olarak baş yapıt muamelesi görecek kadar muhteşem değil. Kısa sürede okunabilecek, aşk romanı okumayı sevenleri mutlu edecek biraz eğlencelik bir kitap.

Bu aralar çok güzel kitaplar okuyorum, belki de talihsizliği burdan kaynaklanıyordur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder